Also Sprach Zarathustra…
Hier sitze ich und warte, alte zerbrochene Tafeln um mich und auch neue halbbeschriebene Tafeln. Wann kommt meine Stunde?
- die Stunde meines Niederganges, Unterganges: denn noch Ein Mal will ich zu den Menschen gehn.
Dess warte ich nun: denn erst müssen mir die Zeichen kommen, dass es meine Stunde sei, – nämlich der lachende Löwe mit dem Taubenschwarme.
Inzwischen rede ich als Einer, der Zeit hat, zu mir selber. Niemand erzählt mir Neues: so erzähle ich mir mich selber.
*******************
Here do I sit and wait, old broken tables around me and also new half- written tables. When cometh mine hour?
-The hour of my descent, of my down-going: for once more will I go unto men.
For that hour do I now wait: for first must the signs come unto me that it is MINE hour–namely, the laughing lion with the flock of doves.
Meanwhile do I talk to myself as one who hath time. No one telleth me anything new, so I tell myself mine own story.
*******************
Burada oturmuş bekliyorum. Yanıbaşımda eski, kırık levhalar… Bir de yeni, yarısı yazılmış levhalar… Ne zaman gelecek benim saatim?
- Alçalışımın, inişimin saati. Bir kez daha gideceğim insanlara.
O saati bekliyorum şimdi. Çünkü benim saatimin gelişinin işaretleri görünmeli önce bana. Yani güvercin sürüsü ile gülen aslan.
Bu esnada, vakti bol biri gibi konuşacağım kendimle. Madem kimse bana yeni bir şeyler söylemiyor, ben de kendi öykümü anlatacağım kendime.
hayırdır
Kitabın sevdiğim bölümlerinden biri.
Bir python programcısının yürekleri yakan satırları…