arşiv

‘GNU/Linux’ kategorisi için arşiv

OpenOffice’te Tablo Oluşturmak (Kolay Yöntem)

Pazartesi, 08 Mar 2010

Bugün OpenOffice ile çalışırken (kendi açımdan) yeni bir şey keşfettim.  Bu keşif benim çok hoşuma gittiği için bunu sizinle de paylaşayım istedim!… :)

OpenOffice’te tablo oluşturmanın klasik yöntemini bilenler bilir. O yüzden bunu bir kenara bırakıyorum. OpenOffice’te tablo oluşturmanın bir de klasik olmayan bir yöntemi var. Bakın nasıl?

Boş bir Writer belgesi açıp içine şunu yazıyoruz:

+---------------+------------------+-------------------+

Son “+” işaretini koyar koymaz ENTER tuşuna basıyoruz ve karşımızda üç sütunlu ve tek satırlı bir tablo!… Çok hoş, değil mi?

Bu arada, tablodaki sütunların genişliğini, “-” işaretlerini azaltarak veya artırarak, her bir sütun için ayrı ayrı belirleyebiliyorsunuz.

GNU/Linux ,

OpenOffice’te Kalın ve Altı Çizili Metinler

Pazartesi, 01 Mar 2010

OpenOffice adlı yazılım, bazı aksaklıklarına rağmen, bugün Microsoft’un Office takımına karşı en büyük ve en gelişmiş özgür alternatiftir. OpenOffice bazen beni sinirlendirse de kullanmaktan vazgeçmediğim yazılımların başında geliyor…

Geçen gün OpenOffice Writer’da bir yazı yazarken, bir kelimeyi yatık harflerle göstermem gerekti. reStructuredText’ten kalma el alışkanlığıyla, yatık yazacağım kelimenin soluna ve sağına birer tane “*” işareti koyuverdim dalgınlıkla. Tabii OpenOffice’te kelimeleri yatık yazmanın yöntemi bu değil… Ama ben bu yıldız işaretlerini koyar koymaz OpenOffice o kelimeyi kalın harfli bir kelimeye dönüştürdü birdenbire. Birkaç deneme yaptıktan sonra hayal görmediğimi, OpenOffice’in böyle bir özelliği olduğunu anladım. Yani mesela OpenOffice’te “elma” kelimesini *elma* şeklinde yazarsanız bu kelime kalın harflerle gösteriliyor.

Bunu internette araştırdığımda gördüm ki buna benzer başka şeyler de varmış. Mesela “elma” kelimesinin altını çizmek isterseniz kelimeyi “_elma_”  şeklinde yazmanız yeterli oluyor…

Belki siz, “E, n’olmuş?” diyeceksiniz, ama bana nedense çok ilginç geldi bu özellik. :)

GNU/Linux

Ubuntu Karmic Koala’ya Gnome 3 Nasıl Kurulur?

Pazar, 17 Oca 2010

Ubuntu GNU/Linux‘un resmi olarak desteklediği masaüstü ortamı Gnome, yeni ve farklı bir sürüme doğru hızla yol alıyor. Uzun yıllardır hiçbir belirgin değişiklik görmeden kullanageldiğimiz bu sade masaüstü ortamının 3 numaralı sürümü, muhtemelen “Ubuntu 10.10” ile birlikte öntanımlı masaüstü ortamı olarak gelecek. Aslında Gnome 3 Ubuntu’nun 10.04 numaralı sürümü olan Lucid Lynx ile birlikte gelecekti, ancak bu plan şimdilik ertelenmiş gibi görünüyor…

Eğer Gnome 3′ün neye benzediğini merak ediyorsanız, aslında  bu masaüstü ortamının öntanımlı olarak geleceği zamanı beklemenize gerek yok. Şu anda da bu masaüstü ortamını test etme imkanına sahibiz. Ancak şu uyarıyı yapmadan geçmeyelim:

Bu işlemi yapmadan önce önemli bilgilerinizi yedeklemeyi unutmayın. Ne de olsa Gnome 3 henüz geliştirme aşamasında… Yani aşağıda anlatacağım işlemleri yaptıktan sonra bilgisayarınız açılmazsa, “istihza bilgisayarımı bozdu!” demeyin… Sorumluluk tamamen size ait!.. :)

Şimdi Gnome 3′ü Ubuntu’nun Karmic Koala adlı sürümüne nasıl kuracağınızı anlatmaya çalışacağım. Ancak dilerseniz bu işleme başlamadan önce yeni bir kullanıcı oluşturun ve kurma işlemlerini bu yeni kullanıcı ile yapın. Böylece ana kullanıcıyı çok fazla etkilememiş olursunuz… Bu arada, yeni kullanıcıyı oluştururken ona program ekleme/kaldırma yetkisi vermeyi unutmayın… Yetkisiz bir kullanıcıyla istediğimiz işlemleri yapamayız…

Yeni kullanıcıyı oluşturduktan ve ona gerekli yetkileri verdikten sonra bilgisayarı bu yeni kullanıcı hesabıyla açın. Ardından şu komutu vererek gnome-shell adlı paketi kurun:

sudo aptitude install gnome-shell

Gnome-shell, yeni Gnome 3 sürümünün özünü oluşturur. Bu uygulama, Gnome kullanıcısı ile sistemin arkaplanı arasındaki bir arayüz gibidir. Yani bilgisayarımızda kurulu olan programlara nasıl erişeceğimizi belirler. Bu yönüyle Gnome 2′deki üst panelin yerini alır…

Yukarıdaki komut gnome-shell’i sistemimize kurar. Gnome 3′ü test etmeye başlamak için yapmamız gereken tek şey ALT+F2′ye basıp açılan pencereye şu komutu yazmaktır:

gnome-shell –replace

Bu komutu verdikten sonra şuna benzer bir ekranla karşılaşmış olmalısınız (Resimleri daha net görebilmek için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz):

Gördüğünüz gibi, Gnome 3′te alt panel yok. Bu yeni masaüstünde bütün işlevler üst paneldeki “Activities” adlı menünün içinde toplanmış durumda. “Activities” menüsünün içeriğine ulaşmak için sol üst köşede görünen “Activities” düğmesine tıklayabilirsiniz. Ya da fare imlecini sol üst köşeye çarptırarak da aynı etkiyi elde edebilirsiniz. Activities menüsüne girdiğimizde şöyle bir ekranla karşılaşıyoruz:

Activities menüsüne girdiğimizde ekran ikiye bölünüyor. Ekranın sol tarafında “Applications“, “Places” ve “Recent Documents” adlı üç yeni menü görüyoruz. Bu üç menünün her biri bizi bilgisayarımızın farklı bir alanına ulaştırıyor. Applications menüsü içinden bilgisayarımızdaki programlara; Places menüsü içinden bilgisayarımızdaki önemli dizinlere; Recent Documents menüsü içinden ise son kullandığımız belgelere erişebiliriz. Ayrıca en tepede gördüğümüz “Find” adlı arama kutucuğu ise bilgisayarımızdaki uygulamalara kolayca ulaşabilmemiz için tasarlanmış. Oraya mesela “firefox” yazarak, Firefox internet tarayıcısına ulaşabiliriz.

Applications adlı menünün sağ tarafında görünen “More” adlı düğme ise bilgisayarımızdaki bütün uygulamalara erişebileceğimiz bir liste açar bize…

Dikkat ettiyseniz, yukarıdaki ekran görüntüsünde sağ alt köşede bir artı düğmesi görünüyor. Bu düğmeye bastığınızda yeni bir masaüstü çalışma alanı açılacaktır.

Oluşturduğunuz yeni çalışma alanını kaldırmak için, yukarıdaki ekran görüntüsünden çalışma alanı üzerinde görünen eksi düğmesine basabilirsiniz…

Eğer Gnome 3′ü sisteminize başarıyla kurduysanız, bu yeni masaüstü ortamını biraz kurcalayın. Aslında oldukça mantıklı bir şekilde tasarlandığını göreceksiniz. Ben bu yeni masaüstü ortamını beğendiğimi söyleyebilirim. Yeniliklerin, en azından KDE4′teki kadar yıkıcı olmaması benim açımdan sevindirici bir durum… Muhtemelen ilerleyen günlerde Gnome 3 yeni özellikler ve yetenekler kazanacak. O günler geldiğinde bu yeni masaüstü ortamını daha sağlıklı bir şekilde değerlendirme imkanımız olacak.

Son bir ekran görüntüsü ile bu yazıyı kapatalım:

GNU/Linux, Teknik , , , ,

Uçbirimi Kapatmak İstediğinize Emin Misiniz?

Cumartesi, 16 Oca 2010

Bildiğiniz gibi, Ubuntu’da Python’un etkileşimli kabuğuyla çalışırken uçbirimi kapatmaya çalışırsanız uçbirimi kapatmak istediğinize emin olup olmadığınızı soran bir pencere açılıyor. Eğer siz de bu onay penceresinden gıcık kapıyorsanız, bu “özelliği” şu şekilde kapatabilirsiniz:

ALT+F2′ye basın ve açılan pencereye “gconf-editor” yazarak enter’e basın. Orada “apps > gnome-terminal > global” yolunu takip edin ve sağ taraftaki “confirm_window_close” değerinin sağındaki kutucuğun üzerindeki onay işaretini kaldırın…

GNU/Linux, Teknik , , ,

İnsan Neden Özgür Yazılım Geliştirir?

Pazar, 01 Kas 2009

Sizi program yazarken gören birilerinin “Ne yapıyorsun?” sorusuna basitçe “Program yazıyorum,” şeklinde bir cevap verebilirsiniz… Çoğu kimse için bu cevap bile yeterince anlaşılmazdır. Üstüne üstlük, karşınızdakine “özgür yazılım geliştirdiğinizi” anlatmaya kalkışırsanız bir süre sonra duvara konuştuğunuz hissine kapılabilirsiniz…

Anlattığınız kişinin “özgür yazılımı” az çok anladığını (veya anlamış gibi yaptığını) varsayarsak, sıradaki soru “Neden böyle bir şey yapıyorsun?” olacaktır muhtemelen… Bu da birincisi kadar zor bir sorudur. Ama bu soruyu yanıtlarken Richard Stallman’ın http://www.gnu.org/philosophy/fs-motives.html adresinde verdiği listeden yararlanabilirsiniz. Listenin orijinaline yukarıdaki adresten ulaşabilirsiniz. Aşağıda bu yazının “serbest” çevirisini bulacaksınız:

*****************************************************************

Geliştiricileri özgür yazılımlar üretmeye iten nedenlerden bazıları şöyledir:

Zevk

Bazıları için (çoğunlukla en iyi programcılardır bunlar) yazılım üretmek zevklerin en büyüğüdür. Özellikle de etraflarında kendilerine şunu yap, bunu yap diyen bir patron olmadığı zaman… Hemen hemen bütün özgür yazılım geliştiricileri bu hisle hareket eder.

Politik İdealler

Özgürlüğe dayalı bir dünya inşa etme ve bilgisayar kullanıcılarını yazılım geliştiricilerinin sultasından kurtarmaya yardımcı olma arzusu.

Gıpta Edilmek

Eğer başarılı ve kullanışlı bir özgür yazılım geliştirirseniz kullanıcılar size gıpta edecektir. Bu da harika bir duygudur.

Mesleki itibar

Eğer başarılı ve kullanışlı bir özgür yazılım geliştirirseniz, bu sizin iyi bir programcı olduğunuzu ispatlamaya yetecektir.

Minnettarlık

Eğer yıllarca özgür yazılım topluluklarının ürettiği özgür programları kullanmışsanız ve işiniz açısından bu programların size faydası dokunmuşsa, geliştiricilere karşı bir minnettarlık ve borçluluk duygusu besliyor olabilirsiniz. Pek çok insana faydalı olabilecek bir program yazdığınızda, aldıklarınızın karşılığını ödeme fırsatı elde etmiş olursunuz.

Microsoft’a Karşı Duyduğunuz Nefret

Eleştirilerimizin odağına sırf Microsoft’u oturtmak hatadır. Microsoft özgür olmayan yazılımlar ürettiği için gerçekten de kötüdür. Daha da kötüsü, Microsoft ürettiği yazılımlara Dijital Kısıtlamalar Yönetimini de iliştirir. Ancak bu şeylerin birini veya her ikisini birden yapan başka şirketler de vardır. Yine de pek çok insanın Microsoft’tan hiç hazzetmediği bir gerçek. Bazılarının özgür yazılım dünyasına katkıda bulunmasının ardında bu duygu yatar.

Para

Pek çok insan özgür yazılım geliştirerek para kazanır veya özgür yazılımların etrafında şekillenen işletmeler kurmuşlardır.

Daha iyi bir program kullanmak istemek

İnsanlar kullandıkları programları daha kullanışlı bir hale getirmek için çoğu zaman bu programları geliştirmeye çalışırlar.

****************************************************************

Richard Stallman’ın verdiği listeyi okudunuz. Peki sizi özgür yazılım üretmeye iten neden nedir?

GNU/Linux, Yazılım , ,

Fedora 11

Perşembe, 22 Eki 2009

Yanlış hatırlamıyorsam Fedora’nın en son kullandığım sürümü “Core 6″ idi. Bugün uzun bir aradan sonra tekrar Fedora’yı denemek istedim ve son sürüm olan “Fedora 11″ CD iso’sunu indirdim.

iso’yu CD’ye yazdıktan sonra kurulum için CD’yi takıp bilgisayarı yeniden başlattım. Kurulum normal bir şekilde başladı ve sabit diski bölümleyeceğim kısma geldim… Fedora’ya sda2′yi gösterdim. Ama o bana şöyle bir hata mesajı verdi:

Bootable partitions cannot be on an ext4 filesystem

E peki o zaman ext3 olsun deyip listeden “ext3″ü seçtim. Bu sefer de şöyle bir hata aldım:

Your / partition does not match the live image you are installing from. It must be formatted as ext4

E ext4 yok, ext3 yok… Peki bari ext2 var mı? O da yok!…

Bunun üzerine internette ufak bir araştırma yaptım ve bunun Fedora’da bilinen bir hata olduğunu öğrendim. Fedora’yı kurabilmek için önce disk bölümünü silip yaklaşık 200mg’lik bir ext3 alan oluşturmak, alanın geri kalanına da ext4 altında Fedora sistem dosyalarını kurmak gerekiyormuş…

Nedense bu tuhaf hata bir anda Fedora’dan soğumama sebep oldu ve Fedora’yı denemekten vazgeçtim…Böylece Fedora 11 maceram başlamadan bitmiş oldu…

GNU/Linux

Tkinter’de Saydam Pencereler Oluşturmak

Pazar, 18 Eki 2009

Tkinter’de “wm_attributes()” adlı bir metot var. Bu metodun help() dosyasında şu bilgi veriliyor:

>>> from Tkinter import *
>>> help(Tk().wm_attributes)
 
On Unix, there are currently no special attribute values

Bu metot, aslında Tkinter’de pencereleri şeffaf yapmamızı sağlayacak bir parametreye sahip. Windows ve MacOs sistemlerinde şöyle bir komut yazarak pencereleri şeffaf hale getirebiliyoruz:

>>> pencere.wm_attributes("-alpha", 0.5)

“-alpha” değeri 0 ile 1 arasında değerler alabiliyor ve bu değer pencerenin şeffaflık düzeyini gösteriyor.

Yukarıdaki komut Windows ve MacOs’ta doğrudan çalışabiliyor. Ancak GNU/Linux sistemlerinde “-alpha” değerinin pencere şeffaflığı üzerinde herhangi bir etkisi bulunmuyor.

Tkinter belgeleri de bu bilgiyi doğruluyor… Hatta http://www.tcl.tk/man/tcl8.4/TkCmd/wm.htm#M6 adresinde “wm attributes” metodunun “-alpha” parametresi için şu bilgi verilmiş:

Specifies the alpha transparency level of the toplevel. It accepts a value from 0.0 (fully transparent) to 1.0 (opaque). Values outside that range will be constrained. This is supported on Windows 2000/XP+. Where not supported, the -alpha value remains at 1.0.

Burada da bu metodun sadece Windows 2000/XP sistemlerinde desteklendiği yazılmış. Ancak bugün bilgisayarı kurcalarken tesadüfen, aslında Tkinter ile şeffaf pencere oluşturmanın GNU/Linux’ta da mümkün olabileceğini farkettim. Eğer sistemde Compiz Fusion çalışıyorsa veya Ubuntu’da “Sistem > Tercihler > Görünüm > Görsel Efektler” içinde “Extra” seçeneği seçili ise şöyle bir kod Tkinter penceresini şeffaflaştırıyor:

#-*-coding:utf-8-*-
from Tkinter import *
 
pencere= Tk()
pencere.geometry("200×200")
 
def saydamlastir():
    pencere.wm_attributes("-alpha",0.5)
 
btn = Button(text="saydamlaştır", command=saydamlastir)
btn.pack(side=BOTTOM)
 
pencere.mainloop()

Tabii yine de her makinede Compiz Fusion’un çalışmayacağını hesaba katarsak, bu yöntemin çok sağlıklı olduğunu söylemek zor…

GNU/Linux , , , , , , ,

Ubuntu Karmic Koala’da Paket Güncelleme Sistemi

Pazartesi, 12 Eki 2009

Tıpkı Debian’da olduğu gibi, Ubuntu’da da paket yönetim işlemlerinde “apt” sistemi kullanılır. Ubuntu’da paketleri konsoldan güncellemek için uzun bir süre şu komutları kullandık:

sudo apt-get update
sudo apt-get upgrade

Ancak daha sonra “aptitude” sistemi yavaş yavaş “apt”ın yerini almaya başladı. Aptitude daha gelişmiş ve esnek bir sistem olduğu için paketleri artık şu şekilde güncellemeniz öneriliyor:

sudo aptitude update
sudo aptitude safe-upgrade

Aslında Aptitude’nin ncurses tabanlı bir arayüzü vardır. Ama konsolda “aptitude” komutunu tek başına vermedikçe bu arayüz karşınıza çıkmaz. Yani yukarıdaki komutları verdiğinizde bütün sistem konsol üzerinden metin tabanlı olarak güncellenecektir…

Ancak Karmic Koala sürümüyle birlikte bu sistemde ufak bir değişiklik yapıldı.

sudo aptitude update
sudo aptitude safe-upgrade

komutlarını verdiğinizde normal olarak karşınıza yine şöyle bir ekran geliyor:

Burada “E” tuşuna basıp ilerlediğinizde karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran gelecek. İşte bu ekran Karmic Koala ile gelen bir yenilik. Aslında dediğimiz gibi, bu ekran her zaman mevcuttu, ama biz bu ekrana özellikle istemedikçe ulaşamıyorduk. Artık bu ekran aptitude ile yaptığımız güncellemelerde karşımıza çıkacak:

Bir önceki ekranda “E” tuşuyla güncellenmesini onayladığımız paketleri kurma işlemine geçebilmek için bu ekranda “g” tuşuna basmamız gerekiyor. Eğer bu ekrandan çıkmak istersek “q” tuşuna, güncelleme işlemini tekrarlamak istersek “u” tuşuna basıyoruz. Biz burada paket güncellemek istediğimiz için “g” tuşuna basıyoruz. Aptitude aynı ekranda güncellemeleri tek tek indirmeye başlayacaktır:

Güncellenecek paketlerin indirilme işlemi bittikten sonra Ubuntu tekrar konsola dönüp kalan işlemleri bitirecek ve karşımıza şöyle bir ekran getirecek:

Bu ekranda gördüğünüz gibi, devam edebilmek için “enter” tuşuna basmamız gerekiyor. Uslu uslu “enter” tuşuna basıp ilerliyoruz. Bu tuşa basmamızla birlikte aptitude son kez, son rötuşları atmak için karşımıza gelecektir:

Bu ekranın da işini tamamlayıp kapanmasının ardından yine konsola dönüyoruz. Artık güncelleme işlemi tamamlandığı için isterseniz konsolu kapatıp siz de işinize bakabilirsiniz.

GNU/Linux , , , , ,

Sürpriz Yumurtalar

Pazar, 11 Eki 2009

Daha önce bir forumda bahsetmiştim. Burada da paylaşmak istedim…

OpenOffice içinde çok hoş bir sürpriz yumurta var. OpenOffice Calc (SpreadSheet — Hesap Tablosu) programını açın. Orada herhangi bir hücreye şunu yazın:

=Game(“StarWars”)

Enter’e bastıktan sonra karşınıza Atari döneminden kalma keyifli bir oyun çıkacak. :) Ben bu oyunu uzun zamandır kafa dağıtmak için oynuyorum. Size de tavsiye ederim.

Benzer bir oyun GNOME içinde de bulunuyormuş. Bunu da bir sitede gördüm. ALT+F2 tuşlarına basıp açılan ekranda şu komutu verin:

gegls from outer space

İyi eğlenceler!.. :)

GNU/Linux , , ,

KDE4 mü yoksa GNOME mi?

Çarşamba, 07 Eki 2009

Daha önceki bir günlük girdisinde de bahsettiğim gibi, benim GNU/Linux maceram, 2003 yılında Chip dergisinin verdiği Redhat 9 ile başladı. O zamanki bilgisayarımın zayıflığı yüzünden Redhat’i doğru dürüst kullanamamış olsam da Redhat 9 sayesinde KDE ile tanışmış oldum… Dolayısıyla benim GNU/Linux’ta masaüstü ortamı olarak ilk göz ağrım KDE’dir. O yüzden hep KDE’ye karşı bir sempati beslemişimdir içimde…

Redhat’ten sonra bir süre Knoppix’in Çalışan CD’si ile oyalandım.  Knoppix’te de KDE vardı ve bu dağıtım bana GNU/Linux’un temelleri konusunda epey fikir verdi.

Redhat 9 ve Knoppix’ten sonra GNU/Linux’la ilk ciddi temasım Opensuse’nin şu anda numarasını hatırlamadığım bir sürümü vasıtasıyla oldu. Kendimi “GNU/Linux kullanıcısı” olarak tanımlamaya başlamam da Opensuse’yi kullandığım döneme denk gelir. Opensuse’de de varsayılan olarak KDE masaüstü kullanıldığını hemen belirtelim…

Opensuse’den sonra 2005 yılında bir süre Ubuntu’nun “Breezy Badger” adlı sürümünü kullandım. Böylelikle GNOME ile de tanışmış oldum.  GNOME’yi KDE kadar sevememiş olsam da bu masaüstü ortamının sadeliği ve şıklığı beni her zaman etkilemiştir.

Ubuntu’dan sonra çok uzun bir süre Pardus kullandım. Pardus’ta KDE’yi iyice tanıyıp sevdim.

Pardus maceramın sona ermesiyle birlikte Kubuntu’ya geçtim ve KDE4 kullanmaya başladım. Açıkça söylemek gerekirse KDE4 başlangıçta hiç hoşuma gitmedi. KDE’nin efsane sürümü olan 3.5′ten sonra karşılaştığım bu yeni KDE’ye epey burun kıvırdım… Ama bir süre sonra KDE4′e de alışır gibi oldum…

KDE4 şu anda olmasa bile gelecek için çok önemli yenilikler vaat ediyor.  KDE4 uygulamalarının başarısı ve sağlamlığı herkesçe bilinen bir gerçek. Örneğin ben K3B yazılımı kadar yetenekli bir CD-DVD yazma aracını GNOME’de bulamıyorum… Ayrıca QT arayüzü sayesinde KDE4 oldukça şık bir görünüme de sahip… Ancak itiraf etmek gerekirse KDE4′te beni rahatsız eden bir şeyler var…

İngilizce’de “featuritis” diye bir kelime vardır. Featuritis, “özellik” anlamına gelen “feature” ile Yunanca “-itis” ekinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kelime…

“-itis”, Yunanca’da iltihaba bağlı hastalıkları anlatmak için kullanılan bir son ektir. Biz bu eki Türkçe’de “-it” şeklinde kullanıyoruz. Mesela “bronşit” (bronchitis), kelime olarak “bronşların iltihaplanması” anlamına gelir.  “Hepatit” (hepatitis) “karaciğerin iltihaplanması” demektir. “Sinüzit” (sinusitis), “sinüslerin iltihaplanması”dır…  Bu ek; artrit (arthritis), cincivit veya gingivit  (gingivitis), kolit (colitis), faranjit (pharyngitis), gastrit (gastritis), sistit  (cystitis) ve bunun gibi onlarca kelimede daha geçer…

Bu ekin “feature” kelimesine getirilmesiyle ortaya çıkan “featuritis” kelimesi ise “aşırı özellik eklenmesinden dolayı işlevsiz hale gelen yazılımlar”ı tarif etmek için kullanılır. Yani “featuritis” bir nevi “yazılımın iltihap kapması”dır. Açıkçası ben de zaman zaman KDE4′ün “featuritis”e yakalandığını düşünmüyor değilim. Özellikle KDE4 menüsünün karmaşıklığı bazen insana “illallah” dedirtebiliyor…

Ben bir sitede KDE4′ü anlatmak için şöyle bir resim kullandıklarını görmüştüm:

Şu da aynı sitede GNOME’yi anlatmak için kullanılan resim:

Gerçekten de bu iki resmin KDE4 ve GNOME’yi çok iyi betimlediği aşikar…

KDE4′ün aksine GNOME, kullanıcılarına olabildiğince sade bir masaüstü deneyimi sunuyor. Ayrıca GNOME’yi yıllar önce kullanmış bir kimse, bugünkü GNOME’ye alışmakta da zorlanmayacaktır. Ancak KDE için bunu söylemek pek mümkün değil. KDE4, KDE3.5′ten o kadar farklı ki, hiç bilmeyen birisi bu iki sürümün aynı masaüstü ortamına ait olduğuna inanmakta zorluk çekebilir.

Elbette kimisi için GNOME’nin bu sade ve gelenekçi yapısı dezavantajken, KDE’nin kendisini sürekli değişime açık tutması kimileri için avantaj olabilir, ya da tam tersi…

Ayrıca pek çok insan GNOME’nin KDE’ye göre daha hafif ve hızlı bir masaüstü ortamı olduğunu da söylemektedir…

GNOME ve KDE, GNU/Linux dünyasının iki güzide yazılımı. Gerek yerli, gerekse yabancı sitelerde GNOME ve KDE’nin karşılaştırıldığını sık sık görüyorum. Ben de istihza.com kullanıcılarının GNOME ve KDE4 hakkındaki düşüncelerini merak ettiğim için, bu siteyi takip edenlerin hangi masaüstü ortamını daha kullanışlı bulduklarını öğrenmek amacıyla küçük bir anket hazırladım. Anket sorumuz şu:

“Sizce GNOME mi daha kullanışlı yoksa KDE4 mü?”

Ankete sayfanın sağ tarafındaki “Polls” başlığı altından erişebilirsiniz…

Elbette bizim amacımız burada herhangi bir masaüstü ortamını göklere çıkarırken, öbür masaüstünü yerin dibine sokmak değil. KDE ve GNOME farklı zevklere hitap ediyor. Birini sevmeyen, rahatlıkla ötekini kullanabilir. Zaten o yüzden anket sorusunda “hangisi iyi?” veya “hangisini beğeniyorsunuz?” gibi bir soru sormaktan kaçındım.

Ben bu anketin bizi somut bir yere götürmesini elbette beklemiyorum. Çünkü dediğim gibi, masaüstü ortamı seçimi çoğunlukla zevk meselesi. Benim burada amacım sadece istihza.com takipçilerinin, “kullanışlılık” açısından ne düşündüğünü öğrenmek ve  “bol özellik sunma” yaklaşımının, insanların gözünde kullanışlılığı artırıp artırmadığını anlamak. Tabii buradan çıkacak sonuç, yeni bir GNU/Linux dağıtımı hazırlamak isteyen arkadaşların, varsayılan olarak hangi masaüstü ortamını tercih edeceklerini belirlemelerinde bir miktar yol gösterici de olabilir, değil mi? (bkz. “züğürt tesellisi”)

:)

Sevgiler,

istihza

GNU/Linux , , , ,