Richard Stallman Der ki: “Bu Kelime ve Deyimleri Kullanmayın”
Özgür yazılımla ilgilenip de Richard Stallman adını duymayan pek az kişi vardır.
Richard Stallman, bugün “özgür yazılım” dediğimiz şeyin babası, GNU projesinin başlatıcısı ve “Özgür Yazılım Derneği”nin başkanıdır…
Stallman, başka pek çok faaliyet dışında www.gnu.org adlı sitede özgür yazılıma ilişkin düşüncelerini anlattığı makaleler de yazıyor.
Stallman’ın www.gnu.org sitesinde yayımladığı makaleler arasında uzun süredir Türkçe’ye çevirmeyi planladığım bir makale vardı. Bu makalede Stallman kullanmaktan kaçınmamız veya kullanırken dikkat etmemiz gerektiğini düşündüğü kelime ve deyimleri birer birer inceliyor. Bu makale içinde incelenen deyim ve kelimelerin listesi şöyle:
- “BSD tarzı”
- “Kapalı”
- “Bulutiçi Bilgisayma” (Cloud Computing)
- “Ticari”
- “Bedel”
- “Tüketici”
- “İçerik” (content)
- “Yaratıcı”
- “Dijital Mallar”
- “Dijital Haklar Yönetimi”
- “Ekosistem”
- “Ücretsiz”
- “Özgürce erişilebilir”
- “Bedava Yazılım” (Freeware)
- “Beleş yazılım”
- “Hacker”
- “Fikri mülkiyet”
- “LAMP sistemi”
- “Linux Sistemi”
- “Pazar”
- “MP3 Çalar”
- “Açık”
- “PC”
- “Photoshop”
- “Korsan”
- “PowerPoint”
- “Koruma”
- “RAND”
- “Yazılım Satmak”
- “Yazılım Endüstrisi”
- “Hırsızlık”
- “Güvenilir Bilgisayma” (Trusted Computing)
- “Satıcı” (Vendor)
Gördüğünüz gibi Richard Stallman epey kelime ve deyim sıralamış kullanmamamız gerektiğini düşündüğü… Şimdi isterseniz lafı daha fazla uzatmadan makalenin çevirisine geçelim. Bu arada bu çevirinin aslına http://www.gnu.org/philosophy/words-to-avoid.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Kullanmaktan Kaçınılması (veya Dikkatli Kullanılması) Gereken Kafa Karıştırıcı ya da Yüklü Bazı Kelime ve Deyimler
Birtakım kelime ve deyimler var ki, bunlardan ya tamamen kaçınmanızı ya da belli bağlam ve durumlarda bunları kullanmamanızı tavsiye ediyoruz. Bu durum, bu tür kelime veya deyimlerin ya muğlâk olmasından ya da bunların bütünüyle tasvip etmeyeceğinizi umduğumuz bir fikri ima ediyor olmasından ileri geliyor.
1. “BSD tarzı”
“BSD tarzı lisans” ifadesi, önemli farklılıklara sahip lisansları aynı kefeye koyduğu için kafa karışıklığına yol açar. Örneğin, reklamla ilgili maddeler içeren özgün BSD lisansı GNU GPL ile uyumsuzken, gözden geçirilmiş BSD lisansı GPL ile uyumludur.
Kafa karışıklığını engellemek için en iyi yol söz konusu lisansın tam adını vererek, bulanık bir kavram olan “BSD tarzı” sözünü kullanmaktan kaçınmaktır.
2. “Kapalı”
Özgür olmayan bir yazılımı “kapalı” olarak tarif etmek, “açık kaynak” kavramına bariz bir atıf içeriyor. Özgür Yazılım Hareketi’nin, daha yeni bir oluşum olan Açık Kaynak Hareketi ile karıştırılmamasını istiyoruz. Bu yüzden, insanların bizi onlarla aynı kefeye koymasına yol açacak kullanımlardan özenle kaçınıyoruz. Dolayısıyla özgür olmayan yazılımları “kapalı” olarak tarif etmiyoruz. Bu tür yazılımlara “özgür olmayan yazılım” veya “sahipli yazılım” adı veriyoruz.
3. “Bulutiçi Bilgisayma” (Cloud Computing)
“Bulutiçi bilgisayma” açık bir anlamı olmayan, pazarlamaya yönelik bir boş laftır. Bu ifade, ortak tek noktaları dosya aktarımının ötesinde bir amaç için interneti kullanmak olan bir dizi farklı faaliyeti tanımlamada kullanılıyor. Dolayısıyla bu kavram, bir karmaşa yumağı oluşturuyor. Eğer bu kavramı kendi düşüncelerinizi ifade etmede kullanırsanız, düşünceleriniz bulanık olacaktır.
Bir kimsenin bu kavramı kullanarak ortaya attığı bir iddia hakkında kafa yorarken veya bu iddiaya cevap verirken atmanız gereken ilk adım konuyu açıklığa kavuşturmak olmalıdır. Ortaya atılan iddia tam olarak hangi faaliyetle ilgilidir? Bu faaliyet için kullanılabilecek daha iyi bir kavram var mıdır? Kendinizi (veya iddiayı ortaya atan şahsı) konuyu açıklığa kavuşturmaya zorlamak tartışmanın verimli bir yola girmesini sağlayacaktır.
İşin ilginç yanı, bir sahipli yazılım geliştiricisi olan Larry Ellison’un da “bulutiçi bilgisayma” kavramının manasızlığına dikkati çekmiş olmasıdır. Kendisi yine de bu kavramı kullanmaya devam etmeye karar vermiştir. Çünkü o, bir sahipli yazılım geliştiricisi olduğu için bizimle aynı idealleri paylaşmıyor.
4. “Ticari”
Lütfen “ticari” sözünü “özgür olmayan” sözü ile eşanlamlıymış gibi kullanmayınız. Bu, birbirinden büsbütün farklı iki konuyu birbirine karıştırmak demektir.
Bir program, eğer bir işkolu faaliyeti olarak geliştirilmişse ticaridir. Ticari bir program, lisansına bağlı olarak özgür olabileceği gibi, özgür olmayabilir de. Aynı şekilde bir okul veya birey tarafından geliştirilmiş bir program da, lisansına bağlı olarak, özgür olabilir veya olmayabilir. Bir programı geliştiren şahsın mahiyeti ve bu programın kullanıcılarının hangi özgürlüklere sahip olduğu, birbirinden bağımsız iki farklı husustur.
Özgür Yazılım Hareketi’nin ilk yıllarında özgür yazılım paketleri hemen her zaman gayri-ticariydi. GNU/Linux işletim sisteminin bileşenleri bireyler veya Özgür Yazılım Vakfı ve üniversiteler gibi kâr amacı gütmeyen organizasyonlar tarafından geliştiriliyordu. Daha sonra 90’lı yıllara gelindiğinde özgür ticari yazılımlar boy göstermeye başladı.
Özgür ticari yazılımlar topluluğumuz açısından bir artı değerdir. Bu yüzden bunları teşvik etmeliyiz. “Ticari” demek “özgür olmayan” demektir biçiminde düşünen insanlar “özgür ticari yazılım” kavramının kendi içinde çelişkili olduğunu sanmaya meyledecekler ve bu olguyu tümden reddedeceklerdir. “Ticari” sözünü bu şekilde kullanmamaya özen gösterelim.
5. “Bedel”
Telif karşılığı “yazarlar için bir bedel”den söz etmek, bizi şu varsayımlara götürür: (1) Telif yazar için vardır ve (2) yazara ait yazıları her okuyuşumuzda, ona ödememiz gereken bir borç yükümlülüğü altına gireriz. Bu varsayımlardan ilki bariz yanlıştır, ikincisi ise edepsizcedir.
6. “Tüketici”
“Tüketici” kavramı, bilgisayar kullanıcılarına yönelik olarak kullanıldığında, talihsiz imalar taşır.
İktisat kuramında “üretici” ve “tüketici” kavramları vardır. Bu bağlamda bu kelimelerin kullanılması uygundur. Ancak yazılım kullanıcılarını “tüketici” olarak tanımlamak kullanıcıya dar kapsamlı bir rol biçmektir. Bu tanım; kullanıcılara, başkalarının kendisine sunduklarına bön bön bakan birer sığır muamelesi yapmak demektir.
Bu tarz bir düşünüş; bütün dijital cihazlarda kopyalama sınırlaması sağlayıcı önlemler alınmasını zorunlu tutan CBDTPA yasası (Consumer Broadband and Digital Television Promotion Act) gibi garabetlerin önünü açmaktadır. Eğer kullanıcıların yaptığı tek şey “tüketmekten” ibaretse, ne diye böyle şeylerle uğraşıyorlar ki?
Kullanıcıların “tüketici” olarak görüldüğü dar ekonomik bakış açısı, yayımlanmış çalışmaların birer “içerik” olduğunu savunan fikirle el ele yürümektedir.
Bilgisayarlarıyla ilişkileri pasif bir tüketimden ibaret olmayan insanları tanımlamak için “birey” ve “vatandaş” gibi kavramların kullanılmasını öneriyoruz.
7. “İçerik” (content)
Rahatlık ve tatminkârlık duygularını tarif etmek için elbette “hoşnut”1 (content) sözünü kullanabilirsiniz, ancak bu sözü yazarlıkla ilgili, yazılı olan ve olmayan çalışmaları tarif etmek için kullanmak sakınılası bir durumdur. Bu kullanım, bu tür çalışmalara karşı özel bir yaklaşımı ifade eder: Buna göre bu çalışmalar, bir kutunun içini doldurup para kazanmaya yarayan takas edilebilir birer eşya gibidir. Esasında bu yaklaşım, bu tür çalışmalara saygısızlık etmek demektir.
Bu kavramı kullananlar genellikle, çalışmaların yazarları adına (onların deyişiyle “yaratıcıları” adına) telif gücünü artırmaya gayret eden yayıncılardır. “İçerik” sözü onların gerçek duygularını yansıtıyor. (Bkz. Courtney Love’nin Steve Case’ye açık mektubu (O sayfada “content provider” (içerik sağlayıcı) ifadesini arayın. Heyhat! Bayan Love “fikri mülkiyet” kavramının da yanıltıcı olduğundan habersiz.)
O halde bazı insanlar “içerik sağlayıcı” (“content” kelimesinin öteki anlamı ile “hoşnut sağlayıcı”) ifadesini kullanmaya devam ettikleri sürece, siyasi muhalifler de kendilerini pekala “hoşnutsuz sağlayıcı” olarak tanımlayabilir.
“İçerik yönetimi” sözü ise manasızlık ödülünü almayı hak ediyor. Deyimi oluşturan iki kelime de belirgin bir anlam ifade etmiyor: “içerik”, “herhangi bir türden bilgi”; “yönetim” ise bu bağlamda “bu bilgiyi evirip çevirmek” anlamına geliyor. Dolayısıyla “içerik yönetim sistemi”, herhangi bir türden bilgiyi evirip çeviren bir sistem oluyor. Bu tanım çoğu programa uyar.
Genellikle bu kavram bir internet sitesini güncellemede kullanılan sistemleri anlatıyor. Bu anlamda biz “Site Gözden Geçirme Sistemi” (WRS) ifadesini öneriyoruz.
8. “Yaratıcı”
“Yaratıcı” kavramı yazarlara ithafen kullanıldığında aslında onları alttan alta ilahlıkla kıyaslıyor (“Yaradan”). Bu kavram yayıncılar tarafından yazarın ahlaki statüsünü sıradan insanların üzerinde tutmak, yayıncıların yazarlar adına icra ettiği telif gücünün artırılmasını meşrulaştırmak için kullanılıyor. Biz bunun yerine “yazar” denmesini öneriyoruz. Ancak çoğu zaman kastettiğiniz şey “telif sahibi”dir.
9. “Dijital Mallar”
“Dijital mallar” ifadesi; yazarlık çalışmalarının kopyalarına ithafen kullanıldığında bunları, kopyalanamayan, dolayısıyla üretilip satılması icap eden birer maddi emtia kalıbına sokmaktadır.
10. “Dijital Haklar Yönetimi”
“Dijital Haklar Yönetimi”, bilgisayar kullanıcılarına kısıtlamalar getirmek için tasarlanmış teknik şemalara atıfta bulunmaktadır. Bu ifadedeki “haklar” sözü propagandadan ibaret olup, kısıtlamaların dayatıldığı kamu genelini bir kenara atarak, meseleyi kısıtlamaları dayatan azınlığın bakış açısına göre görmenizi sağlamak gayesi gütmektedir.
Bu ifadeye iyi birer alternatif olarak “Dijital Kısıtlamalar Yönetimi”, “Dijital Kısıtlamalar Zararlısı (malware)” veya “dijital kelepçe” sözleri kullanılabilir.
11. “Ekosistem”
Topluluğumuzu (veya herhangi bir insan topluluğunu) bir “ekosistem” olarak tarif etmek hatadır, çünkü bu kelime şunların yokluğunu ima eder: (1) amaçlılık (2) etik. Bir ekosistemde türler ortama uygunluklarına göre evrilirler. Eğer bir tür zayıfsa soyu tükenir. Bu durum için “doğru” veya “yanlış” yargılamasında bulunulamaz. Ekolojik bir olgudur bu sadece. “Ekosistem” kavramı alttan alta pasif bir yaklaşım içerir: “İşlerin nasıl olması gerektiğini sorgulamayın, sadece olanı biteni seyredin”.
Yukarıdaki durumun aksine, çevresine karşı etkin bir duruş sergileyen ve etik sorumluluk taşıyan varlıklar, kendi hallerine bırakıldığında yok olmaya meyilli şeyleri korumayı tercih edebilirler. Mesela sivil toplum, demokrasi, insan hakları, barış, kamu sağlığı, temiz hava ve su, soyu tükenmekte olan türler, geleneksel sanatlar…. ve bilgisayar kullanıcılarının özgürlüğü.
12. “Ücretsiz”
Eğer bir programın özgür yazılım (free software) olduğunu söylemek istiyorsanız lütfen bu programın “ücretsiz” (for free) olduğunu söylemeyin. Bu kavram, “bedelsiz” anlamına gelir. Özgür yazılım bir özgürlük meselesidir, fiyat değil…
Özgür yazılımların kopyaları genellikle ücretsizdir. Örneğin bunlar FTP yoluyla indirilebilirler. Ancak özgür yazılımların kopyaları CD-ROM’lar halinde ücretli olarak da bulunmaktadır. Bunun yanısıra, sahipli yazılımların kopyaları zaman zaman promosyon olarak ücretsiz dağıtılmakta ve bazı sahipli paketler bazı kullanıcılara bedelsiz verilmektedir.
Kafa karışıklığını önlemek için bir programın “özgür yazılım olarak” dağıtıldığını söyleyebilirsiniz.
13. “Özgürce erişilebilir”
“Özgürce erişilebilir” kavramını “özgür yazılım”la eşanlamlı olarak kullanmayınız. Bunlar aynı şeyler değildir. “Özgürce erişilebilir”, herhangi bir kimsenin kolaylıkla bir şeyin kopyasını elde edebileceği manasını taşır. “Özgür yazılım” ise, ellerinde o şeyin kopyasını bulunduran kullanıcıların özgürlüğünü tarif eder. Bunlar farklı soruların cevaplarıdır.
14. “Bedava Yazılım” (Freeware)
Lütfen “bedava yazılım”ı, “özgür yazılım”la anlamdaşmış gibi kullanmayın. “Bedava Yazılım” kavramı çoğunlukla 1980’li yıllarda, sadece çalıştırılabilir dosyalar halinde, kaynak kodları olmadan dağıtılan programları anlatmak için kullanılıyordu. Bugünse bu kavramın, üzerinde uzlaşılmış bir tanımı yoktur.
Ayrıca eğer İngilizce dışında diller kullanıyorsanız, “free software” veya “freeware” gibi İngilizce kavramları olduğu gibi kullanmayın. En iyisi “free software” kelimesini kendi dilinize çevirmektir.
Bir kelimeyi kendi dilinizde kullanarak, gerçekten özgürlüğe atıfta bulunduğunuzu, yaptığınız şeyin yabancı ve gizemli bir pazarlama kavramını papağan gibi tekrarlamaktan ibaret olmadığını göstermiş olursunuz. Özgürlüğe atıf, başta dostlarınıza tuhaf veya yadırgatıcı gelebilir, ama bir kez bunun ne demek olduğunu anladıkları zaman meseleyi kavrayacaklardır.
15. “Beleş yazılım”
“Bir programı özgür yazılım olarak dağıtmak” anlamında “beleş” sözünü kullanmak yanıltıcıdır. Tıpkı “ücretsiz”de olduğu gibi… Bu söz meselenin fiyat olduğunu ima eder, özgürlük değil… Bu kafa karışıklığını gidermenin bir yolu “özgür yazılım olarak yayımlamak” ifadesini kullanmaktır.
16. “Hacker”
Oyunbaz bir zeka gösteren kişilere hacker denir. Üstelik bunun bilgisayarla ilgili olma zorunluluğu da yoktur. 60’lı, 70’li yıllarda eski MIT özgür yazılım topluluğundaki programcılar kendilerine “hacker” diyorlardı. 1980’li yıllarda ise hacker topluluğunu keşfeden gazeteciler bu kavramı hatalı olarak “güvenliği ihlal eden kişi” anlamında kullanmaya başladılar.
Lütfen bu hatayı sürdürmeyin. Güvenliği ihlal eden kişilere “cracker” denir.
17. “Fikri mülkiyet”
Yayıncılar ve avukatlar telif hakkını “fikri mülkiyet” (patentleri, ticari markaları ve hukukun öteki karanlık alanlarını da içeren bir kavram) olarak tarif etmekten hoşlanır. Bu kanunlar arasında ortak o kadar az ve farklı o kadar çok yön vardır ki, bu kavramları genelleştirmek hiç de tavsiye edilmez. En iyisi, “telif hakkı”, “patentler” veya “ticari markalar” hakkında tek tek yorum yapmaktır.
“Fikri mülkiyet” kavramı alttan alta şu varsayıma dayanır: Bütün bu farklı konulardaki düşünüş şekli, maddi nesneler ile olan benzerliğe ve bizim maddi varlıklar hakkındaki fikirlerimize dayanır.
Bu tür bir benzetme, kopyalama konusunda, maddi nesneler ve bilgi arasındaki çok önemli bir farkı göz ardı eder: bilgi neredeyse hiç çaba sarfedilmeden kopyalanıp paylaşılabilir. Maddi nesneler ise böyle değildir.
Bu kavramın taraflı ve kafa karıştırıcı yapısını bertaraf edebilmek için en iyisi “fikri mülkiyet” çerçevesinde konuşmayı ve hatta düşünmeyi reddeden kesin bir karar almaktır.
Ayrıca bu gücü “hak” olarak nitelendirme ikiyüzlülüğünün WIPO’yu dahi rahatsız etmeye başladığını söyleyelim…
18. “LAMP sistemi”
“LAMP”ın açılımı “Linux, Apache, MySQL ve PHP”dir (Web sunucularında yaygın olarak kullanılan yazılımlar). Ancak burada “Linux”tan kasıt “GNU/Linux sistemi”dir. Dolayısıyla “LAMP” yerine “GLAMP” (GNU, Linux, Apache, MySQL ve PHP) denmelidir.
19. “Linux Sistemi”
Linux, Linus Torvalds’ın 1991’den itibaren geliştirdiği çekirdeğin adıdır. Linux çekirdeğinin kullanıldığı işletim sistemi ise temel olarak GNU’ya Linux’un eklenmesiyle oluşmuştur. Tüm sistemi “Linux” olarak adlandırmak hem adaletsizce hem de yanıltıcıdır. Lütfen hem GNU projesine hakkını vermek hem de sistemin bütününü çekirdekten ayırt etmek için sistemin bütününü GNU/Linux olarak adlandırın.
20. “Pazar”
Özgür yazılım kullanıcılarını veya genel olarak yazılımları “pazar” olarak adlandırmak yanıltıcıdır.
Bu bizim pazarlara karşı olduğumuz anlamına gelmez. Eğer özgür yazılımlara destek sağlama işindeyseniz o halde sizin müşterileriniz vardır ve onlarla bir pazar içinde ticaret yapıyorsunuzdur. Müşterilerinizin özgürlüğüne saygı gösterdiğiniz müddetçe biz de size pazarınızda başarılar dileriz.
Ancak özgür yazılım hareketi toplumsal bir harekettir, bir işkolu değildir. Bu hareketin hedeflediği başarı pazar başarısı da değildir. Bizim yapmaya çalıştığımız şey topluma özgürlük vererek hizmet etmektir, onları rakiplerin elinden almak için rekabete girişmek değil. Bu hareketi, sırf başarıya odaklı bir işkolu faaliyetiyle özdeşleştirmek özgürlüğün önemini hafife almak demektir.
21. “MP3 Çalar”
1990′lı yılların sonlarında taşınabilir, “solid-state” (içinde “dönen” bir parça olmayan) dijital ses çalarlar üretmek mümkün hale geldi. Hepsi olmasa da bu ürünlerin çoğu patentli MP3 kod çözücülerini desteklemektedir. Bazıları ise patentsiz ses çözücüleri olan Ogg Vorbis ve FLAC’i desteklemekte, hatta patentten kaçınmak için MP3 biçimli dosyaları desteklememektedir. Bu tür müzik çalarları “MP3 çalar” olarak adlandırmak sadece kafa karıştırıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda MP3 biçimine, patent sahiplerinin topluluğumuza karşı yürüttüğü saldırıları sürdürmelerini sağlayacak şekilde, haketmediği bir ayrıcalık kazandırır. Bu tür ürünler için biz “dijital ses çalar” veya bağlam buna müsaitse basitce “ses çalar” terimlerini öneriyoruz.
22. “Açık”
Lütfen “özgür yazılım” anlamında “açık” veya “açık kaynaklı” ifadelerinden kaçınınız. Bu ifadeler farklı değerler üzerinde temellenen farklı bakış açılarına işaret etmektedir. Özgür yazılım siyasi bir harekettir. Açık kaynak ise bir geliştirme modelidir. Açık kaynak bakış açısından söz ederken onun ismini kullanmak yerinde olacaktır, ama lütfen bizi veya yaptığımız işi onların sloganlarıyla etiketlemeyin. Bu durum, o düşünceleri desteklediğimizin zannedilmesine yol açmaktadır.
23. “PC”
Belli bir bilgisayar donanımına atfen “PC” sözünü kullanmak uygundur, ama o donanım üzerinde Microsoft Windows çalıştığını ima ederek kullanmayın bu ifadeyi. Eğer aynı bilgisayar üzerine GNU/Linux kuracak olursanız, bu bilgisayar yine de bir “PC”dir.
Windows kurulu bir bilgisayar için “WC” ifadesi öneriliyor. (Çevirmenin Notu: Burada “WC”, “Windows Computer”, yani “Windows’lu bilgisayar” ifadesinin kısaltmasıdır. Ama “tuvalet” anlamındaki “WC” ile benzerlik kurularak bir kelime oyunu yapılıyor…)
24. “Photoshop”
Lütfen bu kelimeyi, genel olarak her türlü fotograf işleme ve görüntü düzenleme işlemlerini anlatmak üzere “Photoshoplamak” (veya fotoşoplamak) şeklinde fiil olarak kullanmayınız. Photoshop sahipli bir görüntü düzenleme programının adıdır yalnızca. Üstelik bu programın pek çok da alternatifi vardır. Mesela GIMP.
25. “Korsan”
Yayıncılar tasvip etmedikleri kopyalama işlemlerini ifade etmek için “korsan” sözünü kullanırlar. Bu şekilde, bu tür kopyalama işlemlerinin etik olarak okyanustaki gemilere saldırmakla, bu gemilerdeki insanları kaçırıp öldürmekle eşdeğer olduğunu ima ederler. Çoğu durumda (hatta bazen her koşulda) kopyalama işlemini yasaklamak için, dünyanın pek çok ülkesinde bu propagandaya dayanarak çeşitli yasalar çıkarmaktadırlar. (Hatta bu yasaklamaları daha da ileriye götürmek için baskılarını sürdürüyorlar.)
Eğer yayıncılar tarafından tasvip edilmeyen kopyalama işlemlerinin adam kaçırma ve cinayet ile aynı şey olmadığını düşünüyorsanız, “korsan” kelimesini kullanmaktan kaçınmak isteyebilirsiniz. Bu terim yerine, “yetkisiz kopyalama” (ya da bu işlemin yasadışı olduğu durumlar için “yasaklanmış kopyalama”) gibi daha tarafsız kavramlar kullanılabilir. Hatta bazılarımız, “komşuyla bilgi paylaşımı” gibi daha pozitif bir kavram kullanmayı bile tercih edebilir.
26. “PowerPoint”
Her türlü yansı temelli sunumu tarif etmek için “PowerPoint” kelimesini kullanmaktan kaçınınız. PowerPoint, sunum hazırlamada kullanılan sahipli bir yazılımın ismidir yalnızca. Üstelik bu programın pek çok alternatifi vardır. Mesela bütün (La)TeX dağıtımlarıyla birlikte gelen beamer sınıfı.
27. “Koruma”
Yayıncıların avukatları telifi tarif ederken “koruma” sözünü kullanmayı severler. Bu kelime tahribatı veya ıstırabı önlemek gibi bir ima taşır. Dolayısıyla insanları; telifin kısıtlamalarına maruz kalan kullanıcıların yerine, teliften faydalanan ürün sahibi ve yayıncıyla kendini özdeşleştirmeye teşvik eder.
“Koruma” sözünü kullanmaktan kaçınıp bunun yerine tarafsız kavramlar kullanmak zor değildir. Örneğin “Telif koruması çok uzun sürüyor” cümlesi yerine “Telif çok uzun sürüyor,” diyebilirsiniz.
Eğer telifi desteklemektense eleştirmeyi tercih ederseniz, “telif kısıtlamaları” sözünü kullanabilirsiniz. Böylelikle şu cümleyi kurabilirsiniz: “Telif kısıtlamaları çok uzun sürüyor.”
“Koruma” kavramı, “kopyalama koruması” sözünde olduğu gibi, kopyalamayı engelleyici kötü niyetli özellikleri tarif etmek için de kullanılıyor. Kullanıcının bakış açısına göre bu bir engellemedir. Bu yüzden biz bu kötü niyetli özelliğe “kopyalama engellemesi” diyoruz.
28. “RAND (reasonable and non-discriminatory – makul ve ayrımcılık gözetmeyen)
Özgür yazılımları yasaklayan, patentle sınırlanmış standartları savunan standart koyucu kuruluşlar, standartlara uygun programların her bir kopyası için sabit bir ücret ödenmesini gerektiren patent lisanslarını edindirme politikası güderler. Bu kuruluşlar bu tür lisansları genellikle “RAND” kavramıyla birlikte anarlar. Bu kavram “makul ve ayrımcılık gözetmeyen” sözünün kısaltmasıdır.
Bu kavram, normalde ne makul olan ne de ayrımcılık gözetmeyen birtakım patent lisanslarını temize çıkartmak için kullanılıyor. Bu lisansların, özellikle belirli bir kişiye karşı ayrımcılık gözetmediği doğrudur, ancak bu lisanslar özgür yazılım topluluğuna karşı ayrımcılık gözetir ve bu durum da bu lisansları makul olmaktan çıkarır. Dolayısıyla “RAND” deyiminin bir yarısı yanıltıcı, öbür yarısı ise önyargılıdır.
Standart kuruluşları bu lisansların esasında ayrımcı olduğunu kabul etmeli, bunları tanımlamak için “RAND” (makul ve ayrımcılık gözetmeyen) kavramını kullanmaktan vazgeçmelidir. Onlar vazgeçmedikçe, temize çıkarma kampanyasına katılmak istemeyen yazarlar bu kavramı kullanmayı reddedeceklerdir. Sırf patent yanlısı şirketler bu kavrama yaygınlık kazandırdı diye bu kavramı kullanmayı kabul etmek, bu şirketlerin, ifade ettiğiniz görüşleri dikte etmelerine izin vermek demektir [sic].
Biz “tektip ücrete tabi” (Uniform Fee Only) veya kısaca “UFO” kavramını öneriyoruz. Bu lisanslardaki tek koşulun tektip bir lisans ücreti olmasından ötürü bu kavram bu duruma uygundur.
29. “Yazılım Satmak”
“Yazılım satmak” ifadesi muğlâktır. Doğrusunu söylemek gerekirse, özgür bir yazılımın bir kopyasını para karşılığı vermeye “satmak” denir, ama insanlar genellikle “satmak” kavramını, yazılımların kullanımı üzerindeki lisans kısıtlamalarıyla özdeşleştirmişlerdir. Burada kafa karışıklığını önlemek için, ne demek istediğinize bağlı olarak, “bir programın kopyalarını ücret karşılığı dağıtmak” veya “programın kullanımı üzerinde lisans kısıtlamaları uygulamak” ifadelerini kullanarak daha net bir söyleyiş tarzı benimseyebilirsiniz.
Bu konunun daha ayrıntılı bir incelemesi için “Selling Free Software” (Özgür Yazılımları Satmak) adlı makaleye bakınız.
30. “Yazılım Endüstrisi”
“Yazılım endüstrisi” kavramı insanların zihninde yazılımların her zaman bir tür fabrikada geliştirildiği ve daha sonra da tüketicilere dağıtıldığı izlenimini uyandırır. Özgür yazılım toplulukları bunun böyle olmadığını ispatlamaktadır. Elbette yazılım işkolları mevcuttur. Değişik işkollarında özgür ve/veya özgür olmayan yazılımlar geliştirilse de özgür yazılım geliştiren işkolları birer fabrikaya benzemez.
“Endüstri” kavramı yazılım patentlerinin savunucuları tarafından propaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu kişiler yazılım geliştirme işini bir “endüstri” olarak adlandırmakta, bu yüzden de yazılımların patent tekellerine tabi olması gerektiğini savunmaktadırlar. 2003 yılında yazılım patentlerini reddeden Avrupa Parlamentosu, “endüstri”yi “maddi malların otomatikleştirilmiş üretimi” olarak tarif etmiştir.
31. “Hırsızlık”
Telif hakları savunucuları, telif hakları ihlallerini tarif etmek için “çalıntı” ve “hırsızlık” sözlerini sık sık kullanır. Bunlar aynı zamanda hukuk sisteminin ahlak üzerinde söz sahibi olduğunu da kabul etmemizi isterler. Yani buna göre eğer kopyalama yasaksa, aynı zamanda yanlıştır da.
Yeri gelmişken, en azından ABD’de, hukuk sisteminin telif hakları ihlallerini “hırsızlık” olarak adlandırmayı reddettiğini belirtelim. Telif hakları savunucuları otoriteye itirazlar sunup otoritenin sözlerini çarpıtıyorlar.
Doğru ve yanlışın ne olduğuna yasaların karar verebileceğine dair inanç genel olarak hatalıdır. Yasalar, en iyi ihtimalle, adaleti sağlamaya yönelik bir çaba ortaya koyar. Yasaların adaleti ve etik ilişkileri tanımlayabileceğini söylemek işleri tersyüz etmek demektir.
32. “Güvenilir Bilgisayma” (Trusted Computing)
“Güvenilir Bilgisayma”; uygulama geliştiricilerinin, bilgisayarınızın sizin yerinize kendilerine itaat edeceğine dair güvenlerini kazanacak şekilde yeniden tasarlanmasını öngören bir şemaya verilen addır. Onların bakış açısına göre bu sistem “güvenilir”dir. Sizin bakış açınıza göre ise “hain”.
33. “Satıcı” (Vendor)
Lütfen yazılım paketi geliştiren veya yazılımları paketleyen herkesi genel olarak “satıcı” diye adlandırmayın. Pek çok program satılmak üzere geliştirilir ve dolayısıyla bu programların geliştiricileri o programların satıcısıdır. Bunların arasında bazı özgür yazılım paketleri de bulunur. Ancak pek çok başka program da, satılma niyeti güdülmeden gönüllüler veya kuruluşlar tarafından geliştirilmektedir. Bu geliştiriciler satıcı değildir. Aynı şekilde GNU/Linux dağıtımlarının paketçilerinin de sadece bazıları satıcıdır.
1 İngilizce’de “content” kelimesi hem “içerik” hem de “hoşnut” anlamına gelir. (çevirmenin notu)
Henüz tümünü okumadım ama çok güzel bir döküman bu. Teşekkürler…
Birbirine karıştırılan yığınla ifade söz konusu. Künt kişileri bilgilendirmek için verebileceğim bir döküman buldum sonunda. O kadar çeviri yaptım ama böylesini yapamam. Tebrik, teşekkür, saygılar
Beğendiğinize sevindim…
Bu arada, ben bu makalenin aslını çok önceden, çeviririm diye alıp bilgisayarıma kaydetmiştim. Bu çeviriyi o sürüm üzerinden yaptım. Ama gnu.org’daki makaleyi biraz önce tekrar okuyunca Stallman’ın yazıda bazı değişiklikler ve eklemeler yaptığını gördüm. Bu değişiklikleri yukarıdaki çeviriye de uyguladım. Özellikle “PC” maddesindeki “WC” benzetmesine dikkat!…
Richard abi Linux ve GNU/Linux ayrımına baya takmış gibi duruyor. Haksız da sayılmaz aslında. Ama zaten pek çok insan ayrımı bilmediği için, Linux diyerek çekirdeği değil Gnu/linux’u kastediyor. Tabi ya, herkes sistemden bahsederken GNU/Linux desin, kızdırmasınlar adamı
Tabii Stallman bugün kullandığımız işletim sistemine kendi yaptığı katkının bir kalemde silinmesine haklı olarak ifrit oluyor… Zaten Stallman, Linus Torvalds’ın “Ne GNU’su canım, bal gibi Linux!” tavrı nedeniyle kendisini pek sevmez…