arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘KDE4’

KDE4 mü yoksa GNOME mi?

Çarşamba, 07 Eki 2009

Daha önceki bir günlük girdisinde de bahsettiğim gibi, benim GNU/Linux maceram, 2003 yılında Chip dergisinin verdiği Redhat 9 ile başladı. O zamanki bilgisayarımın zayıflığı yüzünden Redhat’i doğru dürüst kullanamamış olsam da Redhat 9 sayesinde KDE ile tanışmış oldum… Dolayısıyla benim GNU/Linux’ta masaüstü ortamı olarak ilk göz ağrım KDE’dir. O yüzden hep KDE’ye karşı bir sempati beslemişimdir içimde…

Redhat’ten sonra bir süre Knoppix’in Çalışan CD’si ile oyalandım.  Knoppix’te de KDE vardı ve bu dağıtım bana GNU/Linux’un temelleri konusunda epey fikir verdi.

Redhat 9 ve Knoppix’ten sonra GNU/Linux’la ilk ciddi temasım Opensuse’nin şu anda numarasını hatırlamadığım bir sürümü vasıtasıyla oldu. Kendimi “GNU/Linux kullanıcısı” olarak tanımlamaya başlamam da Opensuse’yi kullandığım döneme denk gelir. Opensuse’de de varsayılan olarak KDE masaüstü kullanıldığını hemen belirtelim…

Opensuse’den sonra 2005 yılında bir süre Ubuntu’nun “Breezy Badger” adlı sürümünü kullandım. Böylelikle GNOME ile de tanışmış oldum.  GNOME’yi KDE kadar sevememiş olsam da bu masaüstü ortamının sadeliği ve şıklığı beni her zaman etkilemiştir.

Ubuntu’dan sonra çok uzun bir süre Pardus kullandım. Pardus’ta KDE’yi iyice tanıyıp sevdim.

Pardus maceramın sona ermesiyle birlikte Kubuntu’ya geçtim ve KDE4 kullanmaya başladım. Açıkça söylemek gerekirse KDE4 başlangıçta hiç hoşuma gitmedi. KDE’nin efsane sürümü olan 3.5′ten sonra karşılaştığım bu yeni KDE’ye epey burun kıvırdım… Ama bir süre sonra KDE4′e de alışır gibi oldum…

KDE4 şu anda olmasa bile gelecek için çok önemli yenilikler vaat ediyor.  KDE4 uygulamalarının başarısı ve sağlamlığı herkesçe bilinen bir gerçek. Örneğin ben K3B yazılımı kadar yetenekli bir CD-DVD yazma aracını GNOME’de bulamıyorum… Ayrıca QT arayüzü sayesinde KDE4 oldukça şık bir görünüme de sahip… Ancak itiraf etmek gerekirse KDE4′te beni rahatsız eden bir şeyler var…

İngilizce’de “featuritis” diye bir kelime vardır. Featuritis, “özellik” anlamına gelen “feature” ile Yunanca “-itis” ekinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kelime…

“-itis”, Yunanca’da iltihaba bağlı hastalıkları anlatmak için kullanılan bir son ektir. Biz bu eki Türkçe’de “-it” şeklinde kullanıyoruz. Mesela “bronşit” (bronchitis), kelime olarak “bronşların iltihaplanması” anlamına gelir.  “Hepatit” (hepatitis) “karaciğerin iltihaplanması” demektir. “Sinüzit” (sinusitis), “sinüslerin iltihaplanması”dır…  Bu ek; artrit (arthritis), cincivit veya gingivit  (gingivitis), kolit (colitis), faranjit (pharyngitis), gastrit (gastritis), sistit  (cystitis) ve bunun gibi onlarca kelimede daha geçer…

Bu ekin “feature” kelimesine getirilmesiyle ortaya çıkan “featuritis” kelimesi ise “aşırı özellik eklenmesinden dolayı işlevsiz hale gelen yazılımlar”ı tarif etmek için kullanılır. Yani “featuritis” bir nevi “yazılımın iltihap kapması”dır. Açıkçası ben de zaman zaman KDE4′ün “featuritis”e yakalandığını düşünmüyor değilim. Özellikle KDE4 menüsünün karmaşıklığı bazen insana “illallah” dedirtebiliyor…

Ben bir sitede KDE4′ü anlatmak için şöyle bir resim kullandıklarını görmüştüm:

Şu da aynı sitede GNOME’yi anlatmak için kullanılan resim:

Gerçekten de bu iki resmin KDE4 ve GNOME’yi çok iyi betimlediği aşikar…

KDE4′ün aksine GNOME, kullanıcılarına olabildiğince sade bir masaüstü deneyimi sunuyor. Ayrıca GNOME’yi yıllar önce kullanmış bir kimse, bugünkü GNOME’ye alışmakta da zorlanmayacaktır. Ancak KDE için bunu söylemek pek mümkün değil. KDE4, KDE3.5′ten o kadar farklı ki, hiç bilmeyen birisi bu iki sürümün aynı masaüstü ortamına ait olduğuna inanmakta zorluk çekebilir.

Elbette kimisi için GNOME’nin bu sade ve gelenekçi yapısı dezavantajken, KDE’nin kendisini sürekli değişime açık tutması kimileri için avantaj olabilir, ya da tam tersi…

Ayrıca pek çok insan GNOME’nin KDE’ye göre daha hafif ve hızlı bir masaüstü ortamı olduğunu da söylemektedir…

GNOME ve KDE, GNU/Linux dünyasının iki güzide yazılımı. Gerek yerli, gerekse yabancı sitelerde GNOME ve KDE’nin karşılaştırıldığını sık sık görüyorum. Ben de istihza.com kullanıcılarının GNOME ve KDE4 hakkındaki düşüncelerini merak ettiğim için, bu siteyi takip edenlerin hangi masaüstü ortamını daha kullanışlı bulduklarını öğrenmek amacıyla küçük bir anket hazırladım. Anket sorumuz şu:

“Sizce GNOME mi daha kullanışlı yoksa KDE4 mü?”

Ankete sayfanın sağ tarafındaki “Polls” başlığı altından erişebilirsiniz…

Elbette bizim amacımız burada herhangi bir masaüstü ortamını göklere çıkarırken, öbür masaüstünü yerin dibine sokmak değil. KDE ve GNOME farklı zevklere hitap ediyor. Birini sevmeyen, rahatlıkla ötekini kullanabilir. Zaten o yüzden anket sorusunda “hangisi iyi?” veya “hangisini beğeniyorsunuz?” gibi bir soru sormaktan kaçındım.

Ben bu anketin bizi somut bir yere götürmesini elbette beklemiyorum. Çünkü dediğim gibi, masaüstü ortamı seçimi çoğunlukla zevk meselesi. Benim burada amacım sadece istihza.com takipçilerinin, “kullanışlılık” açısından ne düşündüğünü öğrenmek ve  “bol özellik sunma” yaklaşımının, insanların gözünde kullanışlılığı artırıp artırmadığını anlamak. Tabii buradan çıkacak sonuç, yeni bir GNU/Linux dağıtımı hazırlamak isteyen arkadaşların, varsayılan olarak hangi masaüstü ortamını tercih edeceklerini belirlemelerinde bir miktar yol gösterici de olabilir, değil mi? (bkz. “züğürt tesellisi”)

:)

Sevgiler,

istihza

GNU/Linux , , , ,

KDE4

Cumartesi, 14 Şub 2009

Benim KDE ile ilk tanışmam yıllar önce Chip dergisinin verdiği Redhat 9.0 ile olmuştu… O zamanlar hem internet imkanlarının kısıtlı olması, hem de kullandığım bilgisayarın teknik zayıflıkları yüzünden RedHat ile çok fazla haşır neşir olamamıştım. Ama yine de KDE’den etkilendiğimi hatırlıyorum…

RedHat’ten sonra yoluma OpenSuSe ile devam ettim. GNU/Linux’un temellerini öğrenmem de OpenSuSe sayesinde oldu. Bir ara dünyada Ubuntu fırtınası esmeye başlayınca ben de o zamanki Ubuntu sürümü olan Breezy Badger üzerinde çalıştım biraz. Ubuntu sayesinde GNOME ile de tanışmış oldum. Ama açıkçası GNOME’yi KDE’yi sevdiğim kadar sevemedim. GNOME’deki işlev eksiklikleri, GNOME’nin KDE kadar özelleştirmeye müsaade eden bir sistem olmaması ve özellikle de KDE’deki F4 tuşunun GNOME’de çalışmaması beni hep GNOME kullanmaktan vazgeçiren etkenler oldu. Ubuntu’dan sonra çok uzun bir süre Pardus kullandım. Böylece KDE’ye olan bağlılığım iyice arttı. Özellikle KDE’nin efsane sürümü olan 3.5 iyice KDE’ye bağlanmamı sağladı..

KDE içindeki uygulamaların GNOME’dekilere üstünlüğü, genellikle GNOME severlerce bile kabul edilir. Birer KDE uygulaması olan K3B, Amarok, Ktorrent, Kaffeine, Kwrite ve Kate için, rahatlıkla GNU/Linux dünyasının yüzakı denebilir. Hatta bazı GNOME kullanıcılarının, bu uygulamaları kendi GNOME sistemlerine de kurduğunu biliyorum. Ancak tabii ki QT temelli KDE uygulamaları; GTK temelli bir sistem olan GNOME üzerinde KDE’de olduğu kadar verimli çalışmayacaktır.

Çoğu kimsenin KDE’ye yönelik en büyük eleştirisi KDE’nin hantal olduğu iddiasıdır. KDE’nin GNOME’ye göre daha “yüklü” olduğu doğru olsa da açıkçası ben kullandığım hiç bir sistem üzerinde KDE ile ilgili “hantallık” problemi yaşamadım. Bu arada bu noktada bir konuyu belirtmek isterim: Benim amacım KDE’yi göklere çıkarıp GNOME’yi yerin dibine sokmak değil. GNOME hem bir özgür yazılım olması, hem de tabii ki GNU/Linux’ta belli bir kitlenin ihtiyaçlarına ve beklentilerine cevap veriyor olması açısından benim için saygıya değer bir masaüstü ortamıdır… KDE4′ü biraz “janjanlı” bulanlar için elbette GNOME pahabiçilmez bir alternatif olacaktır.

Tekrar dönelim KDE’ye… KDE’nin en büyük özelliği, yüzünün sürekli yeniliğe dönük olmasıdır. GNU/Linux dünyasını dikkatli takip edenler bu alandaki en çarpıcı yeniliklerin hep KDE tarafından geldiğini farkedeceklerdir. İşte bu “yüzü yeniliğe dönük olma” niteliğinin bir sonucu olarak, 2006 yılının Ağustos ayında KDE geliştiricileri yeni bir KDE sürümü üzerinde çalışmaya başladı. Yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ardından, 11 Ocak 2008 tarihinde KDE4′ün ilk kararlı sürümü yayınlandı. KDE4 ilk yayınlandığı zaman pek çok kişi bu yeni sürüme ateş püskürmüştü. Hatta zamanında GNOME’ye verip veriştiren Linus Torvalds bile KDE4 yüzünden KDE’den vazgeçtiğini açıkladı… Doğrusunu söylemek gerekirse ben de bu yeni KDE’ye dudak bükenler arasındaydım. Tabii insan bir şeyi ne kadar severse ona karşı tepkileri de bir o kadar ağır oluyor…

Ben KDE4′ü ara ara takip etmeyi sürdürsem de asıl çalışma ortamım hep KDE3.5 idi… KDE4 sürümlerini Kubuntu, Pardus, Mandriva, OpenSuSe ve Debian üzerinde deneme imkanım oldu. Ama açıkçası KDE4′ün denediğim sürümlerini pek iç açıcı bulmadım. Ta ki KDE4.2 sürümüne kadar… KDE geliştiricilerinin geçen ayın sonlarına doğru çıkardığı bu yeni KDE4 sürümünde pek çok sorun halledilmiş görünüyor. Bu kadar kısa bir zamanda bu kadar yol alınmış olması gerçekten de hayranlık uyandırıcı… Bakın KDE4 geliştiricileri bu yeni sürüm hakkında sitelerinde ne yazmışlar (Bu, şu adresteki orijinal metnin serbest çevirisidir):

Yazılımları açık olarak geliştirmek 12 yıllık deneyime sahip bir topluluk için dahi zorluklarla dolu bir yoldur. KDE 4.0 ile amaçlanan şey, KDE 4 serisi için katılımcı bir geliştirme sürecinin ilk adımlarını atmaktı. Bir Wikipedia sayfasının ilk taslakları nasıl yazarının tutkularını yansıtırsa, KDE 4.0 da bir geliştiricinin içinde taşıdığı heyecanların en ham halini yansıtan bir başlangıç noktasıydı…

İşte KDE 4.2 ile birlikte, o başlangıcın doğurduğu olumlu sonuçları görmeye başlıyoruz. KDE 4.0.0′ın yayınlanmasının üzerinden sadece bir yıl geçmesine rağmen, başlangıçtaki o ham kavramlar olgunlaşmaya başladı bile… Artık baktığımız her yerde dikkate değer sonuçlar görüyoruz. (…)

KDE 4.2.0 bir son olmayıp, KDE 4′ü geliştirme yolunda bir başka kilometre taşıdır. Bu platform, büyümek, hep büyümek için tasarlanmış ve bunu kendine amaç edinmiştir. KDE takımı olarak sizi, bu büyüleyici yolculukta bize eşlik etmeye davet ediyoruz.

Yukarıdaki alıntıda da işaret edildiği gibi, KDE4 pek çok alanda heyecan verici yenilikler getiriyor. Bu yeniliklere kısaca göz gezdirelim:

Plasma: KDE4, masaüstü kavramına farklı bir bakış sunuyor. KDE4′e kadar “masaüstü” olarak adlandırdığımız alan bu yeni sürümde artık “Plasma” olarak adlandırılıyor. Eski sürümlerdeki “panel” de artık “plasma”nın bir parçası. KDE4′te plasma olarak adlandırılan bu bölge, eski masaüstü ortamından farklı olarak, dosya ve dizinlerin yığıldığı bir alan değil artık. Yeni KDE4′te “masaüstü” sadece klasörlerden birinin adı…

Plasmoid: Dediğimiz gibi, plasma masaüstünden farklı bir ortam. Buraya artık doğrudan dosya veya klasörleri koymuyoruz. Dosya ve klasörlerin yerini bize kullanışlı bazı işlevler sunan “plasmoid”ler alıyor. Hatta bu plasmoidlerden birinin adı “Dizin Görünümü” (Folder View). Bu “Dizin Görünümü” adlı plasmoid yardımıyla ev, masaüstü veya başka bir dizini plasmoid olarak plasma içine yerleştirebilirsiniz… Yukarıdaki ilk ekran görüntüsünde plasma içine “Dizin Görünümü” adlı plasmoid aracılığıyla yerleştirdiğim “Ev” dizinini görebilirsiniz.  Aşağıdaki ekran görüntüsü ise, plasma üzerine yerleştirilebilecek başka plasmoid’leri de gösteriyor… Plasmoid, “uygulamacık” veya “widget” kavramlarının KDE’cesi… KDE4 ile birlikte gelen bir kavram olan “Plasmoid”ler bize GNU/Linux’ta farklı bir masaüstü deneyimi yaşatacak gibi duruyor…

Phonon: KDE’nin yeni ses çatısı. KDE4 uygulamaları ses sunucusu olarak artık Phonon’u kullanacak. Geliştirilmesi henüz bitmemiş bir proje… Phonon ile ilgili güzel bir açıklama yazısı için bkz. http://www.pclabs.com.tr/2008/08/05/kde-410-incelemesi/6/

Solid: Aygıt entegrasyon çatısı. “Solid” sayesinde geliştiriciler donanımla etkileşim kuran uygulamaları daha rahat yazabilecekler. Bununla ilgili “resmi” makale için bkz:

http://techbase.kde.org/Development/Architecture/KDE4/Solid

KDE4′ün neye benzediğini merak edenler için bu yazıya iki tane ekran görüntüsü yerleştirdim. Bu ekran görüntülerini şu anda kullandığım Debian Sid KDE4.2′den aldım. Debian GNU/Linux, şu anki haliyle gayet kullanılabilir durumda bir KDE4 sunuyor bize.

Tabii ki bütün GNU/Linux sürümlerinin KDE4 açısından aynı durumda olduğunu söylemek pek mümkün değil. Örneğin Kubuntu’da gelen KDE4′ün hali (bence) içler acısı… Görünüşe göre KDE4 Kubuntu’ya yeterince iyi entegre edilememiş.

OpenSuSe her zaman KDE’nin sisteme en iyi entegre edildiği GNU/Linux dağıtımlarından biri olmuştur. OpenSuse’deki KDE4 de hiç fena değil. Ancak şahsen OpenSuse’nin paket yönetim sistemine alışamadığım için OpenSuSe’yi tercih etmedim. Ama tabii ki bu tür “şahsi” problemleri olmayanlar için OpenSuse gayet iyi bir seçenek olabilir.

Mandriva’daki KDE4 de fena görünmüyor. Ancak Mandriva’yı çok fazla kurcalama imkanım olmadı. Debian’ın da çok iyi bir KDE4 sunduğunu görünce Mandriva’yı kaldırdım…

Denediğim GNU/Linux dağıtımları arasında, Pardus (bence) KDE4 entegrasyonu konusunda Debian ile yarışabilecek tek dağıtım… KDE4 açısından, OpenSuSe, Mandriva ve Kubuntu’ya göre Pardus bir hayli üstün durumda. Akonadi ve panelle ilgili bir-iki ufak sorun dışında, Pardus’taki KDE4 gayet kararlı çalışıyor. Eğer Pardus’la başka sorununuz yoksa, Pardus’u rahatlıkla kullanabilirsiniz…

Aslında her şeye rağmen henüz KDE4 tam anlamıyla “hazır” durumda değil. Tabii ki KDE3.5 gibi rahat bir çalışma ortamı sunabilmesi için üzerinde bir hayli iyileştirme yapılması gerekiyor. Yine de hem cesaretleri hem de yaratıcılıkları açısından KDE4 geliştiricileri övgüyü hakediyor.

GNU/Linux , , , ,