Türkçe İşletim Sistemi/Programlama Dili
Uzun zamandır başlıktaki konu zihnimi kurcalıyordu. “Türkçe İşletim Sistemi” ve/veya “Türkçe Programlama Dili” hakkında düşüncelerimi yazıya dökmek istememe rağmen her defasında bu konu üzerine yazma işini erteleyip duruyordum. Bugün bu konuyla ilgili kendimce bir şeyler karalamaya karar verdim.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Benim niyetim Türkçe bir işletim sistemi veya Türkçe bir programlama dili yazmak değil. Zaten bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olduğumu düşünmüyorum… Benim yapmak istediğim şey, gerek forumlarda gerekse başka ortamlarda sıkça gördüğüm/duyduğum bir “istek” üzerine fikirlerimi söylemekten ibaret.
Ne zamandır farklı ortamlarda insanların “Neden Türkçe bir işletim sistemi yazmıyoruz?” veya “Neden başkalarının yazdığı programlama dillerini kullanıyoruz?” tarzı sorular sorduklarını görüyorum. Bu sorular, kimi zaman insanları ateşli tartışmalara, sonu gerginlikle biten münakaşalara kadar götürebiliyor. Konunun kavgaya varacak kadar büyümesinin nedeni sanırım bu konunun sadece programlamayı ilgilendirmiyor olması. Konunun aslında bir de “milliyetçilik” boyutu var. Esasında bu tür sorular çoğunlukla “milliyetçi nüanslar” taşıdığı için, tartışmalar esnasında insanlar birbirlerinin soyunu sopunu sorgulamaya kadar varabiliyorlar…
Henüz konunun başındayken şunu açıkça belirteyim: Ben şahsen Türkçe bir programlama dili veya Türkçe bir işletim sistemi yazmanın gerekli olup olmadığı üzerinde pek kafa yormuyorum… Eğer gerçekten böyle bir şeye ihtiyaç olduğuna inanan biri veya birileri varsa oturup zaten kodlamaya başlar… Bunun gerekliliğine inanan başka birileri de gelir bu projeye destek verir veya vermez. Dediğim gibi, ben bu işin gerekli olup olmadığı kısmıyla ilgilenmiyorum. Ama eğer her yapılan işin bir amacı olacaksa, şöyle bir soru sormadan da edemiyorum: Neden Türkçe?
Bu sorunun olası cevaplarını tartışmaya başlamadan önce size bir-iki vakadan söz etmek istiyorum. Bilenler bilir. İnternet üzerinde işletim sistemi geliştirme konularında önemli bir kaynak olarak http://www.osdev.org/ adlı bir site vardır. Sıfırdan bir işletim sistemi geliştirmek isteyenler bu sitedeki viki ve forumdan yararlanarak epeyce faydalı bilgi edinebilirler. osdev.org’a benzer şekilde işletim sistemi geliştirme ve sistem programlama konularında Türkçe olarak hizmet veren bir başka internet sitesi daha var: http://forum.int6.net/ Ne yazık ki bir süre önce bu site faaliyetlerini durdurdu. Bakın bu sitenin sahipleri forumu kapatırken ne yazmışlar:
Zaten 3 kişiydik sadece artık devam etmeyeceğiz lüzüm yok. Foruma korelilerin ilgisi türklerden fazlaysa türkçe kasmaya lüzüm yok demektir.
İlgili forum yazısına şu adresten erişebilirsiniz: http://forum.int6.net/index.php?topic=142.msg331#new
Ayrı bir vaka olarak Yunus Programlama Dili’nden de bahsetmemek olmaz… Yunus; Türkçe bir programlama dili. Bu dil Tarık Bağrıyanık isimli bir bilgisayar öğretmeni tarafından Aralık 2001 tarihinde geliştirilmeye başlandı. Tarık Bağrıyanık bu programlama dilini 2004 yılına kadar geliştirdi ve en son bu dilin 3.0 sürümünü yayımladı. Şu adresten bu programlama dili ile ilgili daha geniş bilgiye erişebilirsiniz: http://yunus.wiki.sourceforge.net/Yunus+Programlama+Dili
Bu adreste Tarık Bağrıyanık şöyle bir şey söylemiş:
Yunus için aradığım desteği bulamamamdan dolayı artık geliştirmiyorum. 3 yıl süresinde sadece 2–3 kişi ilgilense de program yapımında etkileri olmadı. Sadece Yunustoexe adında bir arkadaş Yunus proje dosyalarını exe yapan ücretsiz bir program yaptı.
Bu tür serzenişleri Türkçe olarak bir şeyler yapmaya çalışan pek çok kişiden duyabilirsiniz… Şu halde biraz önce sorduğumuz soruya geri dönelim: Neden Türkçe?
Bu soruya genellikle şöyle bir yanıt veriliyor: “Eğer programlama dili veya işletim sistemi Türkçe olursa, hepimiz bu dili veya işletim sistemini daha rahat kavrarız. Böylece hemen herkes bir şeyler üretip bu çalışmalara destek olabilir!”
Sevgili arkadaşlar, eğri oturup doğru konuşalım. Bizim sorunumuz programlama dillerinin veya işletim sistemlerinin Türkçe olmaması değil. Bir programlama dili veya işletim sistemi hangi dilde yazılmış olursa olsun, o programlama dili veya işletim sisteminden yararlanabilmek ya da bunlara katkıda bulunabilmek için en basitinden bol miktarda belge okumak, bu sistemler üzerine bolca emek vermek gerekir… İki satırlık yazıları okumaya veya Google’de birkaç saat arama yapmaya üşenen yapıda bir kimse için işletim sistemlerinin hangi dilde yazıldığının bir önemi olacağını zannetmiyorum… Elbette hiç kimse kendine “üşengeç” sıfatı yakıştırmak istemez. Eminim siz de böyle insanlar değilsinizdir, ama etrafta bu yapıda pek çok kimse olduğunu da biliyoruz… Dolayısıyla eğer üzüldüğümüz konu bizlerin programlama konusunda dünya çapında işler yapamamamız ise sorunun temelini başka yerlerde aramamız gerekiyor…
Önemli bir konu da “Neden Türkçe bir işletim sistemi/programlama dili yapmıyoruz?” sorusunun sorulduğu yer ve bu sorunun yöneltildiği kişiler… Her soru herkese sorulmaz! Her sorunun yanıtı da her yerde aranmaz! Açık konuşalım. Ben bu tür soruları daha çok Pardus ile ilgili forumlarda görüyorum. Bir defa ne Pardus projesi bu sorunun doğru adresi, ne de Pardus geliştiricileri bu sorunun muhatabı… Pardus projesinin ne olduğu ve hangi amaçları güttüğü bellidir. Bir projenin başarıya ulaşabilmesi için, o projenin amaçları ve sınırlarının çok iyi belirlenmesi gerekir. Eğer bir proje, önceden belirlediği amaçları rastgele değiştirir veya genişletirse başarıya ulaşma şansı bir hayli azalır. Dolayısıyla Pardus proje ekibinden bir işletim sistemi geliştirmesinin veya bir programlama dili yazmasının istenmesi yanlış olacaktır… Zaten ne işletim sistemi geliştirmek, ne de programlama dili yazmak “ya Allah!” deyip yapılacak işlerdir… Ekibin hem Pardus projesini yürütmesini, hem Türkçe bir işletim sistemi geliştirmesini, bir yandan da Türkçe programlama dili yazmasını istemek en hafif tabiriyle “haksızlık” olacaktır. Üstelik ekipten bu konuda ters cevaplar alınınca onları “beceriksizlik”le suçlamak da bu haksızlığa tuz biber ekecektir… Ayrıca sadece Pardus da değil, konuyla ilgisi olmayan hangi gruba veya ekibe gitseniz benzer cevaplar alırsınız…
Baştan beri üzerinde durduğumuz konunun bir başka yönü ise, bu soruların taşıdığı milliyetçi nüans. Sevgili arkadaşlar, “elalem” veya “ecnebi” gibi kavramların özgür yazılım ve açık kaynak dünyasında yeri yoktur. Yani şunu bunlar yapmış, bunun içinde şunların da adı geçiyormuş gibi savlarla herhangi bir özgür yazılım projesini küçümsemek, dışlamak, ona hakaret etmek, “ben bunu kullanmam!” demek özgür yazılım felsefesini azıcık dahi olsa anlamış bir insanın benimseyeceği davranışlar veya diyeceği türden laflar değildir… Her özgür yazılım projesi insanlığa sunulmuş bir hediyedir ve saygıyı hakeder. Dolayısıyla, “elalemin çekirdeği üzerine sistem kurmak”, “ecnebinin işletim sistemini kullanmak”, “bizden olmayanların kuyruğuna takılmak” gibisinden ifadelerin özgür yazılım felsefesi açısından bir kıymeti yoktur… Özgür yazılım projeleri kendinden önce üretilmiş özgür yazılım projelerinden alır ve zamanı gelince bu aldıklarını özgür yazılım dünyasına geri verir. Özgür projeler bu şekilde etkileşerek ortak havuza sürekli taze su taşırlar.
Başta sorduğumuz soruya geri dönelim: Neden Türkçe? Bugün Türkçe bir işletim sistemi yapılmaya veya Türkçe bir programlama dili yazılmaya başlansa, bu projeye ne ölçüde destek sağlanabileceğini iyi hesaplamak gerekir. Yukarıda verdiğim iki örneğe bakarak belki bu konuda bazı tahminler yürütebilirsiniz… Elbette Türkçe bir işletim sistemi veya programlama dili yazmaya girişen bir kişinin veya grubun, giriştikleri işin artı ve eksilerini de adamakıllı tartması gerekecektir. Mesela projenin kendini Türkçe ile sınırlaması, projenin dışardan alacağı destek konusunda ne gibi avantajlar ve dezavantajlar getirecektir?
Bir projeye ne kadar farklı gözle bakılırsa, projenin o kadar hatalardan arınma imkanı olur. “Çokuluslu” projelerin en büyük avantajlarından biri, farklı milletlerden insanların farklı zihin yapılarının ve birbirinden son derece farklı bakış açılarının birleşmesi sayesinde bir “sinerji” oluşturabilmesidir… Bugün böyle bir birlik oluşturabilmenin tek yolu İngilizce kullanmak gibi duruyor. Yanlış anlaşılmasın. Bu dediğim şeyden İngilizce’nin herhangi başka bir dilden daha üstün olduğu sonucu çıkmaz. Ama İngilizce’nin, farklı dilleri konuşan insanların ortak iletişim aracı olduğu sonucu çıkar… Bunun siyasi imalarını bir kenara bırakalım. Üstelik bu durum sadece Türkçe ile de ilgili değildir. Bugün İngilizce dışında hangi dili kullanırsanız kullanın, ürettiğiniz projenin ulaştığı insan sayısı ister istemez kısıtlı kalacaktır. Eğer “Bizim böyle bir derdimiz yok,” diyorsanız ne âlâ… Gayet meşru ve kabul edilebilir bir gerekçedir bu… Yine de şunu söylemeden geçmeyelim: Bir insanın kendi anadili dışında bir dilde proje üretmesi yadırganacak bir durum değildir. Eğer öyle olsaydı bugün elimizde ne C++, ne de Python gibi diller olurdu… C++’ı yazan kişi Bjarne Stroustrup adlı bir Danimarkalı’dır. Python programlama dili ise Guido Van Rossum adlı bir Hollandalı tarafından yazılmıştır… Bu arada Bjarne Stroustrup’un internet sitesi şurada: http://www.research.att.com/~bs/
Buradan Stroustrup’un resmini de görebilirsiniz. Bu adreste ayrıca şöyle bir cümle göreceksiniz:
I designed and implemented the C++ programming language. [C++ programlama dilini ben tasarladım ve gerçekledim...]
Eğer Stroustrup C++ dilini kendi anadilinde yazmış olsaydı bu kadar destek ve ilgi görür müydü bilinmez elbette…
Dikkatimi çeken bir başka konu ise, Türkçe bir programlama dili veya işletim sistemi yapmak isteyenlerin bunu söyleyiş biçimi… Şimdi arkadaşlar, diyelim ki bir sandal yapmak istiyorsunuz ve bu sandal yapım işinde etraftaki insanların desteğini de almayı arzu ediyorsunuz. Bu noktada elinizle kürek çekme hareketi yapıp, “Hadi arkadaşlar ben sandal yapıyorum. Biri kürekleri yapmaya başlasın. Sonra karşımıza nasıl olsa deniz de çıkar…” derseniz beklediğiniz desteği bulamayabilirsiniz… Sizin öncelikle en azından sağlam iki kürek yapmış olmanız, hatta sandalı oluşturacak malzemeleri de bulup birbirleriyle birleştirmeye başlamış olmanız gerekir… (Bu arada plastik şişelerden sandal yapmak isteyen arkadaşlar için bir rehber olması açısından şöyle bir kaynak önerebilirim! http://www.tekplatform.com/diger-hobi-ve-ugraslar/477301-plastik-siselerden-sandal-yapimi.html)
Sanırım ne anlatmaya çalıştığım anlaşılmıştır…Muhtemelen hiç kimse, henüz ortada olmayan bir projeye destek vermek istemeyecektir veya destek vermekte tereddüt edecektir. Hiç olmazsa sağlam bir plan, proje ve yol haritasıyla insanların karşısına çıkarsanız inandırıcılık ve destek konusunda daha olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz.
Sözün özü: Türkçe bir programlama dili veya Türkçe bir işletim sistemi yazmak gayet makul ve meşru bir istektir. Burada bir yanlışlık yok. Yanlış olan, asıl işi ve amacı bu olmayan kişileri bu işi yapmaya zorlar bir tavır içine girmek ve ters cevaplar alınca da karşı tarafı beceriksizlikle suçlamaktır… Eğer gerçekten Türkçe bir işletim sistemi veya programlama dili yazmanın gerekli olduğuna ve bunun Türkiye’deki bilişim kapasitesi üzerinde çok büyük ve olumlu etkileri olacağına inanıyorsanız mutlaka bu işe girişin. Ama işin bir ucundan tutan kişi siz olun. “Türkçe programlama dili yazın!” gibi bir söyleyiş inanın kulağa hiç hoş gelmiyor. Hatta daha iyisi, önceden başlanmış benzer projelere destek olun. Mesela yukarıda bahsettiğim Yunus programlama dilinin yazarıyla temas edin. Eğer niyetiniz zaten var olan bir projeye destek vermeyip kendi başınıza bir şeyler üretmekse bile Yunus’un yazarıyla iletişim kurup onun deneyimlerinden yararlanın. Amacınız bir işletim sistemi veya sistem çekirdeği yazmaksa, bu işe daha önceden başlamış olan Hüseyin Uslu ile görüşün. Gerçi bu proje Türkçe değil. Ama belki ilginizi çeker diye adresini de vereyim: http://www.assembla.com/wiki/show/coremark Bu sayfada, projenin Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış sunumlarına da erişebilirsiniz. En başta da dediğim gibi, ben böyle bir projenin gerekli olup olmadığı üzerine kafa yormuyorum. Eğer siz gerekli olduğunu düşünüyorsanız, kodlamaya başlayın. Projeniz belli bir noktaya geldiğinde bunu insanlarla paylaşın.
Yaptığınız sandalın denizlere açıldığını görmeniz ümidiyle..
Başlığı görünce şaşırmıştım… Benim tanıdığım Fırat Abi bu işe girişmez demiştim ki meğer güzel eleştiriler ve tespitler içeren bir yazıymış.
Eline sağlık.. Umarım kimilerinin ufkunu açar, doğru yola sürükler.
“Yanlış olan, asıl işi ve amacı bu olmayan kişileri bu işi yapmaya zorlar bir tavır içine girmek ve ters cevaplar alınca da karşı tarafı beceriksizlikle suçlamaktır.” Yazınıza katılıyorum.
“Milli veya ulusal bilmemne projesi” haberlerde veya orda burda duyunca insan gurur duyuyor. Ama yazılım dünyasında bazen basit bir proje bazen de hiç beklemediğiniz bir program çok tutulabiliyor. Mesela benim en sevilen projem “Fikstür Yönetim” programı oldu. Bu projeyi 1 günde yapmıştım. Yunus benim hayatımdaki en büyük proje olduğu halde, dalga geçmekten başka bir tepki göremedim. Üniversitelerde tez olarak verildiği oluyor.
Açık kaynak olarak sitemde 50 proje tanıtıyorum. Web tabanlı olanlar için demo siteler yaptım. Elimden geldiğince yazdığım kodları sitemde paylaşıyorum. “Açık Kaynak” deyince akla sadece Linux ve Open Office geliyor. Ama .NET ve Delphi’de de açık kaynak proje yazılabilir.
Japonlar da Ruby programlama dilini Japonca yapsaydı tutulamazdı. Bu sebeple başlangıçtan beri Yunus içinde hem İngilizce hem de Türkçe kod izni vardı. Son sürümde sadece İngilizce koda izin verdim. Ama isteyen tekrar Türkçe kısmını açabilir.
Önemli olan Türk bilişim potansiyelini daha kaliteli hale getirmek. Bizim insanımız yabancılara tam güven verirken, kendi insanına güvenmiyor. Önyargıları kırmak gerek. Bilgisayar dergileri ve medya yazılımı da ön plana getirmeli. Sadece cep telefonu ve LCD TV reklamı yapmamalılar.
Neyse zaten siz yazınızda güzelce anlatmışsınız.
Teşekkürler… (Tarık Bağrıyanık)
Güzel yazıydı teşekkürler.
Programlama(Java Server Faces) alanında Türklerin yaptığı projelerden biri:
http://primefaces.prime.com.tr/tr
http://primefaces.prime.com.tr/en
Ellerine sağlık üstadım, biz int6.net’te böyle bir topluluk oluşumu için ve coremark ilede kişisel bi kaç deneyimde bulunmuştuk. coremarkı daha çok alanda kişisel deneyim sahip olmak için amaçlamış olsamda (ki bu bir bitirme projesiydi, ne yazık ki bırakın webi üniversite bile ilgi görmedi
– int6.net olarak bir proje olmasa bile kaynak saglamak amacıyla denedik. üretici değil tüketici bir toplum olduğumuz için, int6′da en sık gelen mesaj şunları “Türkçeleştirip koysanıza” idi. 2-3 tane gönüllü adamın bu kadar derin bir konuda ciltlere sığmayacak kadar belgeyi Türkçeleştirmelerini beklemek ne kadar mantıklı bilemiyorum. int6′te biz Türkçe kaynağa gücümüz yettiğince sağlamaya çalışsak bile asıl amaç bu konuda deneyimli insanları yeni başlayanlarla buluşturmaktı. aynen sitede belirttiğimiz gibi bu konuda google translate kullanan korelilerin bile ilgisi daha fazla olunca, int6.net, int6.org domainlerimizi bilinmeyen bir zaman için rafa kaldırmak zorunda kaldık.
Şöyle bir bakınca etraf Türkçe ve/veya Türklerce yapılmış yazılım/çalışma isteyenlerle dolu… Ama senin ve Tarık Hocam’ın dediklerine bakılırsa bu tür çalışmalar yapılınca da kimse ilgilenmiyor. İlginç bir çelişki…
Admin bey doğru söylüyorsunuz.Ama Yunus, daha Türkçe programlama dili isteriz sesi oluşmadan oluşmaya başlamış ve çoğu kimsenin bilmediği bir proje olarak kalmıştır.Sonraları bu sesler yükseldikçe yunusu tanıyanlar çoğalmış ama yunusun çoktan geliştirilmesi durdurulmuştur.Kimsede tamamlanmamış bir programı kullanmak istemedi. Tabi yinede kullanan vardır.Ayrıca Türkçe programlama dili isteyenler genelde linuxa(daha doğrusu ilk linuxu öğrendikleri pardus dağıtımına) geçmişlerdi. Yunusda galiba platform bağımsızlığı olmadığı için pek kullanılmadı.Şuan tiobe ye baktığımda ilk 4 programlama dilinde platform bağımsızlığı var. Yani platform bağımsızlığı oldukça önemlidir.
Belki siz bana katılmıyor olabilirsiniz.Ama bana göre yunusun kullanılmama sebepleri bunlar.
Aslında Yunus’un “daha Türkçe programlama dili isteriz sesi oluşmadan oluşmaya başlamış” bir dil olması büyük bir avantaj olarak görülebilir… Çünkü bu sayede, “Programlama dili isteriz!” sesleri yükselmeye başladığında, halihazırda üzerinde çalışılabilecek bir proje olmuş oluyor insanların elinde. Yani insanlar “programlama dili isteriz” diye ortaya çıktıkları sırada Türkiye’de herhangi bir çalışma olmamış olsa asıl dezavantajlı durum bu olurdu… Ayrıca Yunus Programlama Dili açık kaynaklı bir proje. Dolayısıyla programın asıl geliştiricisi proje üzerinde çalışmayı bırakmış olsa bile, bu projeyi başkaları rahatlıkla geliştirmeye devam edebilir. Zaten açık kaynaklı ve özgür yazılımların en büyük avantajı budur. Bu arada Tarık Bağrıyanık yukarıda yazdığı yorumda insanların projeyle dalga geçtiğini söylüyor… Yani mesele projenin gelişmesinin durmuş olması veya insanların projeyi tanımıyor olması değil gibi duruyor. Ortada apayrı bir yazının konusu olabilecek kadar geniş ve vahim bir durum var bence…
İlk önce yazımı tekrar okursanız dediğim gibi Türkçe programlama dili isteriz demeden proje bitmiş. Yunus açık kaynak kodlu proje olabilir.Ama Türkçe programlama dili kullanmak isteyenler zaten programlama bilmediği için Türkçe olan bir programlama dilini daha kolay öğrenileceği için istiyor.Yani zaten adam daha açık kaynak ne onu bile belki bilmiyor. Sizce açık kaynak kod nedir bilse bile programlamayı bilmediğine göre nasıl Yunusu geliştirebilir. Ama en son dediğinize %100 katılıyorum. Belki de projenin devam etmesine destek olmasını bırakın köstek olmasalar bile yeter.
Bazı projelerde “değer”i sonradan anlaşılıyor. Yunus’tan sonra SiPro sınav projemde yapım aşamasında kimse aldırmadı. Ama artık elimi çektikten 1-2 yıl sonra istekler gelmeye başladı. 2007′de geliştirmeyı bıraktım. Demek ki şu anda uğraştığım eOgr eöğrenme projem de bittikten ve üzerinden bir süre geçtikten sonra ilgi gösterilecek.
Aslında yapım aşamasında fikir ve yardıma ihtiyaç duyuluyor. Proje grubum olmadığından kimse şu şöyle olabilir demiyor. Tek çalışmak bir yönden de rahat. Kimse karışmıyor.
Yine de “programlama” işi bir kişi ile değil takım halinde çok çok daha ileri seviyelere gelebilir. Tek insan tek bakış açısı kısıtlıdır.
Windows ölmediği sürece MS’in bu platformu yaygın olarak kullanılacaktır. Bu sebeple Delphi veya .NET ile yapılan projeler de yaygın kullanıma devam edecektir. Benim gönlüm tabii ki açık kaynak “web”den yana. Yani sadece MS’e bağlı kalınmaması. Hem Linux hem de Mac’de çalışan proje geliştirmek hiç de zor değil. Ama Türkiye’de Windows, bu platformlara fırsat verecek gibi görünmüyor.
Java, C# ve PHP öğrenilmesi en iyi yatırım. Diğer dillerde nerede ise proje olsa bile burun kıvrılıyor.
Türkçe işletim sistemi ve/veya programlama dili isteyen arkadaşlarıma bir kaç sözüm olacak;
1. Türkçe programlama dili istemenin türkçe tuval fırçası istemekten farkı nedir? Ayrıca programlama dillerinin herhangi bir milli dili hedef aldıkları fikri de nerden çıktı? Programlama dilleri kendi kendilerine bir dildirler ve onlara o yüzden “programlama dili” deriz. Bir programlama dilinin anahtar kelime setinde geçen 30-40 kadar ingilizce kısaltma o dili İngilizlerin yada Amerikalıların milli dili yapmaz. Kütüphane setlerinde ki sınıf, fonksiyon veya tanımların isimleri ingilizce oluşu ise yine o kütüphaneleri yazan(yatmayıp çalışan) kimselerin kendi kararıdır ve olsa olsa bu kararlarının ardında o kütüphaneyi kullanacakların sayısını artırmak vardır. (Bilmiyenlere duyurulur bu aralar dünyada ki hakim dil ingilizcedir ve evrensel iletişimde kullanılır)
Ayrıca bir programlama dilinin nasıl geliştirildiği, hangi eğilimler doğrultusunda, nasıl planlanacağı ve harcanacak onca emeğin (sadece derleyici tasarımı ve hedef kod optimizasyonu yıllar alabilir) nasıl finanse edileceğini sormuyorum. Bunun yanında mevcut evrensel nitelik kazanmış, üzerinde yüz milyonlarca satır kod yazılmış, sınırsız kütüphane ve destek içeren ve açık kaynak kodlu implemantasyonları bulunan platformları kullanmak yerine neden böylesine bir maceraya atıldığımızı anlamış değilim. Bu arada tek derdimiz programlama dilinin türkçe anahtar kelime vs. içermesi ise size C ve C++’ta preprocessor kullanmanızı öneririm, fakat bu şekilde yazdığınız kodları sakın bir başkasına göstermeyin, yaralanmalara sebep olabilir. Gelelim türkçe işletim sistemine.
2. Türkçe işletim sistemi? Bu bahsettiğimiz daha da komik bir konudur. Türkçe işletim sistemi isteyenler bir defa tam olarak ne istediklerine karar vermelidirler. Sanırım Türkçe işletim sistemi ile kastetmek istedikleri yalnızca kullanıcı arayüzü Türkçe olan bir işletim sistemi değil. Aksi taktirde kendilerine onlarca Linux/Unix ve hatta Windows’un Türkçeleştirilmiş dağıtımlarını öneririm. Eğer ki milli bir işletim sistemimiz olsun diyorlar ise, ilk önce bu meseleyi görebildikleri iğne deliği kadar perspektiften incelemesinler. Andrew S. Tanenbaum’un bir iki kitabını alsınlar okusunlar, bir iki bilgisayar mimarisi üzerine kitaplar okusunlar, taban düzeyde işler yapmaya imkan veren C yada C++ gibi bir dilde ustalaşsınlar. Tabiki çeviri dilini yutsunlar (en azından x86 mimarisi için) sonra gelsinler. Kendilerine şu soruyu sorucam:
“Milli bir işletim sistemi yazsana, ne yatıyorsun!”
Bu soru üzerine kendileri muhtamelen beni kale almicak, bana cahil gözüyle bakacaklardır. Unutmayın dilde herşey kolaydır işler sıra ele gelince zorlaşır. İşletim sistemleri geliştirmek, onu 60 yıldır geliştirilmekte olan bilgisayar mimarilerinden en azından birini tam bir fonksiyonellik ve verimle işleticek hale getirmek insanlığın dünya üzerinde meydana getireceği en kapsamlı ve en kompleks işlerden birisidir. Yani anlicağınız çook para gerekiyor, bir çok farklı alanda tam olarak ustalaşmış bir çok profesyonel gerekiyor, çoook çaba gerekiyor vs. vs.
Yazımın kaba olduğunun farkındayım fakat kimileri nezaketten, kimileri kabalıktan daha büyük bir verimle anlarlar. Pardus ekibi çalışanlarına yada bir başka nadide çalışkan ekibe “neden şunu yapmıyorsun, neden bunu yapmıyorsun, siz beceriksizsiniz!” gibi ithamlarla hesap sormaya kalmak ancak kendini bilmez, kara cahillerin yapacakları işlerdir ve o adamlar ise ancak yukarıda ki stilden anlarlar. Umarım biraz olsun aydınlanmalarına yardımcı olabilmişimdir.
@tbagriyanik
Yunus benim ilk öğrendiğim programlama diliydi. Bunun için programcısını burada görünce bir an heycanlandım. Saygılar sunarım…